Soğuk algınlığında neler yapmalıyız?

Soğuk algınlığının tedavisinde sıvı tüketimi çok önemli. Bitki çayları ve sıvı tüketimi soğuk algınlığının tedavisinde yardımcı olur. Su içmek aynı zamanda vücutta bulunan toksinlerin atımında detoks etkisi gösterir. Soğuk algınlığı; nezle, boğaz ağrısı, öksürük, burun tıkanıklığı, hapşırma, hafif vücut ağrısı, baş ağrısı ve hafif ateşten oluşan tablodur. Gribal enfeksiyon ise; yüksek ateş, şiddetli vücut kas ve eklem ağrıları ve baş ağrısı ile seyreder.

Risk faktörleri nelerdir?

Hasta kişinin öksürmesi ve hapşırması ile havaya yayılan virüsün solunum yolu ile sağlam insanları enfekte edebilir, 6 yaş altı ve özellikle kreşe giden çocuklar risk altında diyebiliriz. Semptomlar giderek şiddetleniyor, nefes darlığı ve hırıltılı solunum yaşanıyor ve 2-3 günden sonra ateş 38 derece üzerinde seyrediyorsa doktora başvurulması gerekir. Risk faktörleri arasında bağışıklığı düşük kronik hastalığı olan erişkinler, sigara içenler, okul, kışla, sık seyahat etmek gibi kalabalık ortamlarda bulunanlar da var

Virüsten nasıl korunabiliriz?

Virüslerin vücuda ağız, burun veya gözden girer, hasta kişinin öksürmesi ve hapşırması ile havaya yayılan virus solunum yolu ile sağlam insanları enfekte edebilir. El teması ile bulaşma olabilir, tokalaşmak ile veya hasta kişinin kullandığı eşyalar ile temas etmek de virüsün Yrd. Doç. Dr. Türkan ÖZER • İç Hastalıkları Arzu ÇEVİK Kurumsal İletişim Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü bulaşmasına neden olur. Sağlam kişinin eline virüs bulaştığında bu kişi enfekte ellerini yıkamadan burnuna gözüne ağzına sürerse hasta olacaktır. Damlacık yoluyla havaya atılan virüs çevrede düştüğü yerin özelliğine bağlı olarak birkaç saat canlı kalabilir, paslanmaz çelik, plastik veya sert yüzeylerde daha uzun süre kalabilir. Çevreye dağılan virüs miktarı, çevrenin ısısı ve nemliliği de bu süreyi etkileri

Soğuk algınlığında sıvı tüketiminin önemi nedir?

Soğuk algınlığında ateş ve terleme ile sıvı kaybedilir dolayısıyla kolay dehidrate olunur. Tedavide suyun önemi çok fazladır, ayrıca suyun detox özelliği de vardır. Sade su içilebileceği gibi et suları, zencefil çayı, ballı bitki çayları, ballı limonlu çaylar, yüzde 100 şekersiz meyve suları içilebilir. Alkol, kafeinli içecekler; kahve , siyah çay, soda gibi içecekler daha fazla dehidratasyona sebep olurlar. Sert ve pürüzlü gıdalar; öksürük ve boğaz ağrısını artırır. İşlenmiş gıdalar ise hazmı zorlaştırır bu yüzden tercih edilmemelidir.

Beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz?

Çorbalar; özellile et suyu, tavuk suyu, sebze çorbaları en önemli besin öğeleridir. Anti inflamatuvar etkiye sahiptirler ayrıca mukus inceltici özellikleri vardır, dehidratasyonu önlerler, boğaz ağrısı ve konjesyonu rahatlatırlar. C vitamini içeren meyveler; çilek, domates, portakal, mandalina, greyfurt gibi narenciyeler immün sistemi kuvvetlendirirler. Yoğurt, boğaz ağrısını yumuşatır ayrıca probiyotik özelliği ile immün sistemimizi kuvvetlendirir. Lifli yeşillikler; Ispanak, Brüksel lahanası ve diğer lifli yeşillikler C ve E vitaminlerinden zengindir immün sistemi de C vitamini ve zeytin yağı ile birlikte alındıklarında çok kuvvetlendirirler. Brokoli; besin deposudur, C ve E vitamininden, kalsiyum ve lifden çok zengindir. Yulaf ezmesi, E vitamininden zengindir immün sistemi kuvvetlendirir. Baharatlar; karabiber ve yaban turpu sinüs ve göğüs konjesyonunun azalmasına yardım eder.

Bağışıklık sistemini nasıl güçlendirebiliriz?

Aşırı alkol, yetersiz uyku, yoğun egzersiz, obezite, aşırı yağlı beslenme, sigara içme ve psikolojik stresin bağışıklık sistemini zayıflatır. Yağdan fakir karbonhidrattan zengin diyet, C vitamini, D vitamininin de kemik sağlığı için önemli olduğu bilinse de son çalışmalar immüm sistemde de önemli rol oynadığını göstermiştir. Mineraller ve eser elementler; çinko, demir ve selenyumdan zengin gıdalar tüketilmelidir. Çinko; tüm tahıllarda, tohumlarda, kereviz ve fındık cevizde, hardal ve baklagillerde, demir; baklagillerde, soya peynirinde, yeşil mercimek ve yeşil sebzelerde, selenyum ise tüm hububatlarda, mantarda fındık ve cevizde bulunur. Bunların tüketilmesi bağışıklık sistemi için çok önemlidir.

Stresten nasıl korunuruz?

Stresle doğru baş etmek tedaviyi destekler. El yıkamanın önemi çocuklara anlatılmalıdır. Öksürük ve hapşırık sırasında ağız ve burnu kapatmalı, bardak tabak gibi mutfak eşyaları, havlu gibi banyo eşyaları kimseyle paylaşılmamalıdır. Hasta kişi ile yakın temastan kaçınmalıdır. Çocuk bakım evlerinde hijyen kurallarına dikkat etmeli, oyuncakların temizlenmesi sağlanmalıdır. Hafif düzenli egzersiz yapılmalıdır, 8 saat ve üzeri uyku uyunmalıdır.

 

Yrd. Doç. Dr. Türkan ÖZER
• İç Hastalıkları