Charcot Artropatisi Nedir?
Diğer adıyla "Nöropatik Artropati", ayak ve ayak bileğinde ilerleyici kemik ve eklem hasarı ile karakterize ciddi bir ortopedik sorundur.
Sinir hasarına bağlı olarak eklemlerde duyarsızlaşma ve yüklenmeye rağmen ağrı hissedilmemesi sonucu ortaya çıkar.
Charcot Artropatisi Belirtileri Nelerdir?
İlk evrelerinde genellikle iltihap benzeri bulgular verir. Sinir hasarından dolayı hastalar çoğunlukla ağrı hissetmez veya çok hafif hisseder.
- Ayağın şişmesi,
- Deride kızarıklık,
- Ayakta sıcaklık artışı,
- Yürüyüşte hafif zorlanma gibi belirtiler ortaya çıktığında uzman doktora başvurması gerekir. Erken dönemde fark edilirse tedavi süreci daha başarılı olur.
İleri evrelerinde eklemlerde ciddi yapısal bozulmalar meydana gelir. Bu evrede belirtiler daha belirgin hale gelmektedir. Bu dönemde ayakta kalıcı hasarlar oluşabileceği için tedavi daha zordur ve bazen cerrahi müdahale gerekebilir.
- Ayağın şeklinde bozulma (çökük ayak görünümü),
- Denge kaybı ve yürüme güçlüğü,
- Ayağın altında bası yaraları ve kolay açılan kronik yaralar,
- Ciltte renk değişiklikleri ve deformiteler.
Charcot Artropatisi Tanısı Nasıl Konur?
Tanısı, erken dönemde konulduğunda hastalığın ilerlemesini durdurmak ve ciddi deformiteleri önlemek açısından büyük önem taşır. Ancak bu hastalık genellikle enfeksiyon veya damar hastalıklarıyla karıştırıldığı için tanıda gecikmeler yaşanabilir.
Tanı süreci genellikle detaylı bir fizik muayene ile başlar. Doktor, ayaktaki şişlik, kızarıklık, sıcaklık farkı ve deformiteyi değerlendirir. Hastanın diyabet öyküsü ve nöropati durumu da tanıda önemli ipuçları verir. Genellikle enfeksiyonla karıştırıldığı için kan testleri de tanıda kullanılır.
Tanıyı kesinleştirmek için farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.
- Röntgen: Ayak ve ayak bileğinde kemik kırıkları, eklem boşluğu daralmaları ve deformiteleri gösterebilir.
- Manyetik Rezonans (MR): Erken dönemde kemik iliği ödemi ve küçük kırıkların görülmesinisağlar.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT): Eklemlerdeki detaylı yapısal bozulmaları ortaya çıkarır.
Charcot Artropatisi Kimlerde Görülür? Risk Grubu ve Risk Faktörleri
Hastalığın görülme ihtimali herkeste aynı değildir; bazı kişiler risk grubunda yer alır ve daha yüksek oranda bu hastalıkla karşılaşabilir.
En sık olarak diyabet hastalarında görülen, özellikle diyabetik nöropati gelişmiş, yani ayaklarında his kaybı yaşayan bireyler bu hastalığın en önemli risk grubunu oluşturur. Kan şekeri kontrolü düzensiz olan ve uzun süredir diyabetle yaşayan kişilerde Charcot eklem hastalığı daha sık ortaya çıkar.
Periferik nöropatiye neden olan farklı sağlık sorunları da riski artırabilir. Alkol kullanımı, sinir yaralanmaları ve multipl skleroz (MS) gibi nörolojik hastalıklar, diyabet dışındaki önemli risk faktörlerindendir. Ayrıca ayağa daha önce alınan travma, burkulma veya kırıklar, dolaşım bozuklukları ve sigara kullanımı da Charcot artropatisinin gelişimini kolaylaştırır.
Hastalığın görülme ihtimali 40 yaş üstü bireylerde daha yüksektir. Çünkü zamanla hem sinir hasarı hem de eklem yapısındaki zayıflama belirgin hale gelir. Özellikle diyabet süresi 10 yıl ve üzeri olan, daha önce diyabetik ayak öyküsü bulunan hastalarda risk çok daha fazladır. Bu kişilerin düzenli olarak ayak muayenesi yaptırmaları ve erken belirtileri dikkate almaları, hastalığın ilerlemesini önlemek için kritik öneme sahiptir.
Charcot Artropatisi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Tedaviye öncelikle diyabetin kontrol altına alınmasıyla başlanır. Bu süreçte kilo verme ve diyet, ilk basamak yaklaşımı oluşturur. İkinci basamakta, hastalık bulguları ortaya çıktığında ayağa yük verilmesi koltuk değneği veya walker kullanımıyla ortadan kaldırılır. Bu süreç; ayakta mevcut yaraların kapanmasına, şişlik ve kızarıklığın düzelmesine ve eklemin yeniden yük taşıyabilecek duruma gelmesine kadar devam etmelidir. Yara bulunmayan hastalarda ise uygun ortopedik ayakkabı planlaması yapılır.
Oluşan açık yaraların tedavisi, eklemdeki şişliğin giderilmesi ve rahatlatılması sağlanır. İleri evrelerde deformitelerin ilerlemesiyle birlikte, ayak ve ayak bileğinde eklem yapıları bozulur ve yük taşıma zorunluluğu ortaya çıkar. Bu durumda; büyük eklemleri birleştirmeye yönelik ortopedik cerrahilerden başlayarak, gerekli görülen durumlarda ayakta kısmi ya da diz altı amputasyonlara kadar uzanan cerrahi prosedürler planlanır. Amaç, ayağın yeniden vücudu taşıyabilen fonksiyonel bir organ haline gelmesini sağlamaktır.
Erken dönemde başlanan tedavi, ileri evrelerde oluşabilecek ciddi komplikasyonları önlemede kritik rol oynar.

