Sedef Hastalığı (Psoriaris)

sedef-hastaligi-psoriaris

Sedef hastalığı, her yaşta ortaya çıkabilen ve sık görülen kronik seyirli bir deri hastalığıdır. Toplumda her yüz kişiden ikisinde sedef hastalığı bulunur. Hastalık sıklıkla, deride zemini kırmızı, üzeri kalın grimsi-beyaz parlak pullanan plakalarla kendisini gösterir. Toplumumuzda sedef hastalığı, deride beyaz lekelerin oluşumuyla seyreden vitiligo (ala) hastalığıyla karıştırılmaktadır. Ancak bu iki hastalık birbirinden tamamen farklıdır ve sedef hastalığının, derideki melanosit adlı pigment hücrelerinin ölmesi sonucu oluşan  vitiligo ile hiçbir ilgisi yoktur.

Sedef Hastalığı Neden Oluşur ?

Sedef Hastalığının nedeni bilinmemektedir. Hastalık bir deri hastalığı olmakla beraber aslında bağışıklık sistemi tarafından oluşturulmaktadır. Günümüzde hastalığın oluşma nedeni konusundaki kabul gören görüş şu şekildedir:

Bazı ilaçlar, çeşitli bakteri ve virüsler, derinin tahrişi veya güneş yanıkları sonucu açığa çıkan proteinler bağışıklık sistemimizin önemli elemanları olan akyuvarları uyarmaktadır. Bu durumda aktifleşerek tepki veren akyuvarların ürettiği çeşitli maddeler epidermis denilen üstderi tabakası hücrelerinin aşırı çoğalmasına ve deri damarlarının genişlemesine neden olmaktadır. Bunun sonucunda normalden 4-8 kat fazla deri hücresi oluşmaktadır. Aşırı hücre üremesi nedeniyle üstderi hücreleri normal biçimde olgunlaşıp atılamamakta ve deride kızarma pullanma oluşmaktadır.

Sedef Hastalığında Bağışıklık Sistemi Zayıf mıdır ?

Hayır. Sedef Hastalığı normal bağışıklık sistemi işlevlerini bozmaz. Örneğin sedef hastaları çok sık ateşli hastalıklar-enfeksiyon geçirmezler. Sorun bağışıklık sisteminin hatalı tepkisidir. Bazı hastalar bağışıklık sistemini güçlendirdiği ileri sürülen bitkisel ürünler kullanmanın yararlı olabileceği yanılgısına kapılmaktadır. Bu, hatalı bir yaklaşımdır. Çünkü sedef tedavisinde kullanılan ilaçların önemli bir kısmı, tam tersine bağışıklık sisteminin hatalı ve aşırı tepkisini baskılamayı amaçlar.

Sedef Hastalığı Nasıl Bulgular Verir ?

Hastalığın bulguları çok farklı şekillerde ortaya çıkabilir;

Plak Psoriasis :Hastalığın en sık görülen türüdür. Bu tipte sedef plakları belirli vücut alanlarında sınırlı kalabilir(bölgesel) ya da dağılır(yaygın tip). Bölgesel türde özellikle diz, dirsek, saç dibi, bel-kalça gibi bölgelerde kalın beyaz-gri parlak kabuklu , zemini kırmızı bazen kaşıntılı olabilen plakalar vardır. Bu plakalar vücutta dağılıp geniş alanları tutabilirler ve hastalığın generalize plak psoriasis denilen yaygın türünü oluştururlar.
Plak psoriasisin sadece el ve ayağı tutan bir türü vardır. Avuçta ve ayak tabanında kırmızı zeminde soyulmalar, kalın, çatlayabilen plakalar oluşturur. Çatlakların verdiği acı nedeniyle ellerin kullanımını, iş yapmayı, yürümeyi zorlaştırır. Bu tür sedef  egzema ile karıştırılabilmektedir. 

Damlacık Tarzı Sedef (Guttat Psoriasis) : Özellikle, bademcik veya boğaz enfeksiyonları sonrasında ortaya çıkabilen  bir türdür. Vücutta yaygın küçük damlacık şeklinde plakalar oluşur. Guttat psoriasis bazen antibiyotik tedavisi sonrasında gerileyebilir.

Ters Yerleşimli Sedef( Inverse Psoriasis) :Bu türde plakalar daha çok kol altı, göbek, kasık gibi kıvrım bölgelerine yerleşir. Kızarıklık ön plandadır. Kabuklanma azdır. Sürtünme, tahriş, terleme ile artar.

Sedef Romatizması (Psoriatik Artrit) :Sedef hastalığı cilt sorunları yanında romatizmal sorunlar ile de seyredebilir. Her on sedef hastasından bir-ikisinde iltihaplı sedef romatizması görülmektedir. Sedef hastalarında eklem sorunları bir ya da birkaç eklemde ağrı, şişme, kızarma ve hareket kısıtlılığı tarzında olabilir. Böyle bir sıkıntı ile hekime başvurulduğunda mutlaka  sedef hastalığının olduğu söylenmelidir. Yine dirsek ağrısı, topuk dikeni gibi yumuşak doku şikayetleri de sedef ile ilişkili olabilir.

Tüm insanlarda görülebilecek sırt-bel ağrıları ya da diz kireçlenmesine bağlı yürüme güçlüğü gibi şikayetler yanında sedefli hastalarda “iltihabi” romatizmal sorunlar da daha sıktır. Bunlar içinde özellikle bel ağrısı ve eklem iltihabının tanınması önemlidir. İltihabi bel ağrısı özellikle istirahatte (yani gece uykuda) ve istirahat-sonrası kendini gösteren ağrıdır. Böyle bir hastalık varsa sabahları tutuk kalkılır, gün içinde açılma olur. Sorunlar bazen bel-fıtığı vb. hastalıklar ile karışabilir, bu nedenle uzayan bir bel ağrısı varlığında dermatoloji ve romatoloji bölümlerine danışılmalıdır.

Sedef ile ilişkili iltihabi romatizmalar genelde ilaçla tedavi edilirler. Bu ilaçlar arasında sedefe de iyi gelen metotreksat gibi ortak ilaçlar olduğu gibi yalnızca romatizmal sorunları durduran ilaçlar da söz konusudur. Romatizmal şikayetleri tedavi eden hekim ile dermatoloğ bu nedenle yakın temas içinde olmalıdır.

Püstüler Psoriasis : Bu tür sedefte sarı iltihaplı, sivilce benzeri kabartılar görülmektedir. Çoğu kez sadece el ayası ve ayak tabanında olur ve bu alanlarda sınırlı kalır. Çok daha nadir olarak vücutta yaygın kızarıklık ve sivilce benzeri minik sarı uçlu belirtiler yapabilir. Generalize püstüler psoriasis denen bu yaygın tür ağır bir durumdur. Bu nedenle  hastaneye yatırılarak tedavi gerektirir. 

Eritrodermik Psoriasis:Nadir görülen bir şeklidir. Tüm vücut yüzeyinde kızarıklık ve soyulma mevcuttur. Hastalığın bir diğer ağır türüdür ve hastaneye yatırılarak, sistemik(ağızdan alınan ilaçlar, deri altına enjeksiyon veya serum şeklinde verilen) ilaçlarla tedavi edilmesi gereken bir türüdür.

Sedef Hastalığına Bağlı Tırnak Değişiklikleri :Sedef Hastalığı el ve ayak tırnaklarında birçok değişiklik yapabilmektedir. Bunlardan en sık görülenleri tırnak kalınlaşması, tırnağın yatağından ayrılması ve tırnak üzerinde minik çökükçüklerin(yüksük tırnak) oluşumudur. Tırnak tutulumu olan hastalarda sedefe bağlı eklem sorunları oluşma riski biraz daha fazladır. Sedef Hastalığının tırnak değişiklikleri mantar enfeksiyonu ile karışabilmektedir. Bu nedenle tırnak değişikliklerinin mutlaka bir dermatoloji uzmanınca değerlendirilip gerekli tetkikler yapılarak tedavisi gerekir. Tırnaktaki her değişim mantar enfeksiyonu değildir.

Sedef Hastalığının Seyri Nasıldır ?

Sedef hastalığı uzun süreli; çoğu zaman yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır.  Hastalık, her hastada farklı ve kişiye özgü bir seyir göstermektedir. Bir başka deyişle her hastanın sedefi farklıdır. Bazı hastalarda az sayıda  plaka oluşur ve hiçbir zaman artmaz. Hastaların % 70’inde hastalık bu şekilde bölgesel ve hafif olarak kalır ve yayılmaz. Bazen  hastalık hafif olarak başlar ve zamanla dağılır. Her üç hastadan birinde bu şekilde yayılmış ve daha şiddetli sedef görülür.
Sedef hastalığı, zaman zaman alevlenme ve yatışma dönemleriyle gider. Alevlenmeye neden olan etkenler; ruhsal stres, ağız-boğaz bölgesinin bazı enfeksiyonları, birtakım ilaçlar, derinin tahriş edilmesi ve kontrolsüz yoğun güneş ışığına maruz kalmamalıdır.

Sedef Hastalığı Bulaşıcı mıdır ?

Hayır. Sedef hastalığının hiçbir formu bulaşmaz. 

Sedef Hastalığı Deri Kanserine Dönüşür mü ?

Hayır ! Sedef hastalığı deri kanseri riskini arttırmaz. Ancak kontrolsüz kullanılan bazı tedavi yöntemleri deri kanseri riskini arttırabilir. Bu nedenle tedavinin uzman gözetiminde sürdürülmesi önemlidir. Sedef hastalarında özellikle ileri yaşlarda lenfoma riskinin artmış olabileceği görülmektedir.

Çocuğumda Sedef Olur mu ?

Sedef hastalığının kalıtsal bir yatkınlıkla ilişkisi vardır. Bu durum , özellikle 30 yaşından önce başlayan ve şiddetli seyreden  hastalık için bu geçerlidir. Ancak bu,  her zaman çocuklarda sedef oluşacağı anlamına gelmez. Sedef hastalarının % 30 kadarında ailede sedef hastaları vardır.

Sedef Hastalığında Önerilen Bir Beslenme Şekli Var mı ?

Sedef hastalığı allerjik bir hastalık değildir ve belirli bir besin nedeniyle oluşmaz. Ancak kırmızı et ve yağlı besinlerin fazla tüketimi hastalığın seyrine bir miktar olumsuz etkide bulunabilir. Bu besinlerin ayrıca kan yağlarını (kolesterol vb..) yükseltici etkisi de olduğundan dikkatli tüketilmelerinde yarar vardır. 

Sedef Hastalığının Genel Sağlık Üzerine Olumsuz Etkisi var mı ?

Son yıllarda sedef hastalığının, kan yağı yüksekliği ve kalp damar hastalıklarına yatkınlık oluşturduğu saptanmıştır. Özellikle ağır sedef hastaları artmış risk altındadırlar. Bu nedenle, kalp ve damar hastalıklarından korunmaya yönelik bir beslenme ve yaşam tarzı çok önemlidir. Sedef hastalarının sigara kullanmaması, düzenli spor yapması, normal vücut ağırlığını korumaları, fazla kilolu iseler kilo vermeleri ve dengeli beslenmeleri son derece önemlidir. 

Psikolojik Stres ile Sedef Hastalığı arasında bir ilişki var mı ?

Yapılan çalışmalarda hastalığın tetiklenmesinde veya belirtilerin alevlenmesinde psikolojik stresin etkili olabildiği saptanmıştır. Stresin hastalığı arttırmasının yanı sıra, hastalığın kendisi de başlı başına bir stres kaynağı oluşturmaktadır. Belirtilerin görülebilir olması, önemli bir kaygı ve gerginlik oluşturabilmekte ve sosyal yaşamdan soyutlanmaya yol açabilmektedir. Ancak stresle başedebilmek genel sağlık açısından olduğu gibi sedef hastalığı açısından da son derece önemlidir. Nitekim stresle başedebilen bireylerde sedef hastalığının bulguları daha ılımlı seyretmektedir.

SEDEF HASTALIĞININ TEDAVİSİ

Sedef Hastalığının tedavisinde amaç hastalığın belirtileri olabildiğince yok etmek veya azaltmak, hastalığın neden olabileceği dahili sorunları önlemek ve yarattığı psikolojik rahatsızlığı gidermektir. Bu amaçla kullanılan birçok farklı yöntem vardır. Ayrıca hastalık üzerinde yoğun araştırmaların yürütüldüğü ve sürekli yeni tedavilerin geliştirildiği bir hastalıktır. Mevcut tedavi yöntemleri hastalığı kökten yok edemese de belirtileri etkili bir şekilde azaltabilir ya da kaybedebilirler.
Tedavi kararı verirken hastalığın şiddeti, yaygınlığı, hastanın yaşam kalitesine olan etkisi ve kişinin genel sağlığıyla ilgili özellikler göz önünde bulundurulur. Hastalık hafif ve bölgesel olduğunda sürülen ilaçlar kullanılır. Hastalık daha yaygın veya şiddetli ise ya da sürülen ilaçlara yanıtsızsa ultraviyole tedavisi (PUVA, Dar Bant UVB, Excimer Lazer/Işık) uygulanabilir. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda ağızdan alınan, iğne ya da serum şeklinde verilen tedaviler uygulanabilir.

YEREL (SÜRÜLEREK UYGULANAN) TEDAVİLER :

Kortizon İçeren Sürme İlaçlar (Merhem, krem vb..) :

Kortizon içeren ürünler tedavide oldukça etkilidirler. Genellikle deride merhem, saçlı deride losyon formları tercih edilir.
Kontrolsüz kullanımda uzun sürede cildi inceltebilir, sivilce oluşturabilir, tüylenmeyi arttırabilirler. Bu nedenle hekim tarafından önerilen ürün , önerilen sürede kullanılmalıdır.
Sedef hastalığında, çok  nadir durumlar dışında kortizon içeren hap veya iğnelerin kullanılmasının kesinlikle hatalıdır. Kortizonlu hap ve iğneler hastalığı süratle baskılarlar ancak bırakıldıklarında belirtiler eskisinden daha şiddetli olarak geri gelir. 
 
D Vitamini Benzeri İlaçlar:

D vitamininin bağışıklık sistemini düzenleyici ve sedefli dokuda hücrelerin aşırı üremesini engelleyici özelliği vardır. Sürülerek kullanılan bu tür ilaçlar kortizondan farklı olarak deriyi inceltmez, uzun dönem kullanımda emniyetlidir.

Antralin (Ditranol):

Sedefli dokudaki aşırı hücre artışını baskılar. Kortizondan farklı olarak deriyi inceltmez ve güvenilirdir. Ancak önemli bir yan etkisi deriyi boyamasıdır. Tedavi sırasında deri kahverengi renk alabilir. Bu, kısa sürede kendiliğinden kaybolur. Ayrıca bazen cildi tahriş edebilir. Bu yüzden çok dikkatle ve önerilen sürede kullanılmalı ve göz kapağı, kol altı, kasık gibi hassas bölgelere sürülmemelidir.

Nemlendiriciler:

Sedef Hastalığında deri kalın ve kurudur. Nemlendiriciler pullanmayı azaltır, gerilme ve kaşıntıyı azaltırlar. Ayrıca diğer sürme ilaçların etkinliğini güçlendirirler. Son derecede emniyetli ve yararlı destekleyici ürünlerdir ve uzun süre kullanımları güvenlidir. Tüm bu nedenlerle sedef tedavisinde çok önemlidirler.