Fonksiyonel Besin Nedir? Fonksiyonel Besinler ve Biyoaktif Bileşenler
İçindekiler
- Fonksiyonel Besin Nedir?
- Biyoaktif Bileşen Nedir?
- Bitkisel Kaynaklı Fonksiyonel Besinler
- Fitokimyasallar Nelerdir?
- Bitkisel Biyoaktif Bileşenlere Örnekler
- Prebiyotik Nedir?
- Probiyotik Nedir?
- Fermente Besinler Probiyotik midir?
- Hayvansal Kaynaklı Fonksiyonel Besinler
- Omega-3 İçeren Besinlerin Yeri Nedir?
- Yoğurt, Kefir ve Fermente Süt Ürünleri
- Fonksiyonel Besinlerin Dozu Var mıdır?
- Fonksiyonel Besin ile Takviye Aynı Şey midir?
- Kimler Dikkatli Tüketmelidir?
- Sıkça Sorulan Sorular
Fonksiyonel Besin Nedir?
Fonksiyonel besin, temel enerji ve besin öğelerini sağlamasının yanında içerdiği belirli bileşenler nedeniyle sağlık üzerinde ek yarar sağlayabileceği düşünülen besinleri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.
Ancak “fonksiyonel besin” için dünya genelinde tüm sağlık ve düzenleyici kurumlar tarafından kabul edilmiş tek ve kesin bir tanım bulunmamaktadır.
Bu kavram doğal olarak belirli biyoaktif bileşenler içeren besinleri kapsayabileceği gibi, bazı vitamin, mineral, lif, bitkisel sterol veya benzeri bileşenlerle zenginleştirilmiş ürünleri de kapsayabilir.
Biyoaktif Bileşen Nedir?
Biyoaktif bileşenler, klasik anlamda zorunlu bir vitamin veya mineral olmamalarına rağmen vücuttaki biyolojik süreçlerle etkileşime girebilen doğal gıda bileşenleridir.
Polifenoller, karotenoidler, bazı lif türleri, bitkisel steroller ve çeşitli organosülfür bileşikleri bu gruba örnek verilebilir.
Bu bileşenlerin hücresel ve metabolik etkileri üzerinde çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Ancak laboratuvar ortamında görülen bir antioksidan veya antiinflamatuvar etkinin doğrudan insanlarda belirli bir hastalığın önlenmesi ya da tedavisi anlamına gelmediği unutulmamalıdır.
Bitkisel Kaynaklı Fonksiyonel Besinler
Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil, kuruyemiş, tohum, baharat ve bazı içecekler çok sayıda doğal biyoaktif bileşen içerir.
Bitkisel ağırlıklı, çeşitli bir beslenmenin sağlığa katkısı yalnızca tek bir fitokimyasala bağlı değildir. Lif, vitaminler, mineraller, doymamış yağlar ve farklı biyoaktif bileşiklerin birlikte alınması önemlidir.
Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı beslenmenin temelinde çeşitlilik, denge, yeterlilik ve ölçülülüğün bulunduğunu; tam tahıllar, sebzeler, meyveler, kurubaklagiller ve kuruyemişlerin önemli yer tuttuğunu belirtmektedir.
Fitokimyasallar Nelerdir?
Fitokimyasallar, bitkilerde doğal olarak bulunan çok geniş bir bileşik grubudur.
Başlıca gruplar arasında:
- Polifenoller
- Flavonoidler
- Karotenoidler
- Lignanlar
- Stilbenler
- Glukozinolatlar
- Organosülfür bileşikleri
yer alır.
Bu bileşenler antioksidan savunma, hücresel sinyal mekanizmaları, inflamasyon ve metabolizma gibi birçok biyolojik süreçle ilişkilendirilmiştir.
Bununla birlikte tek bir fitokimyasalın kanser, diyabet veya başka bir kronik hastalığı tedavi ettiği şeklindeki genellemeler bilimsel olarak doğru değildir.
Bitkisel Biyoaktif Bileşenlere Örnekler
- Karotenoidler: Havuç, domates, kabak, kayısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve çeşitli sarı, turuncu, kırmızı sebze-meyveler
- Flavonoidler: Soğan, elma, çeşitli orman meyveleri, üzüm, çay ve kakao
- İzoflavonlar: Soya ve soya ürünleri
- Lignanlar: Keten tohumu, susam, tam tahıllar ve bazı sebzeler
- Stilbenler: Üzüm ve yer fıstığı
- Fenolik asitler: Kahve, tahıllar, meyve ve sebzeler
- Organosülfür bileşikleri: Sarımsak, soğan ve pırasa
- Glukozinolatlar: Brokoli, karnabahar, lahana ve Brüksel lahanası
Bu besinlerin sağlıklı bir beslenme planındaki değerini tek bir bileşene indirgemek yerine bütün beslenme düzeni içerisinde değerlendirmek daha uygundur.
Prebiyotik Nedir?
Prebiyotikler, insan sindirim sisteminde tamamen sindirilmeyen ve bağırsaktaki belirli mikroorganizmalar tarafından kullanılabilen bazı gıda bileşenleridir.
İnülin ve fruktooligosakkaritler gibi bazı lif türleri prebiyotik özellik gösterebilir.
Prebiyotik bileşenler doğal olarak:
- Soğan
- Sarımsak
- Pırasa
- Enginar
- Kuşkonmaz
- Muz
- Yulaf ve bazı tam tahıllar
- Kurubaklagiller
gibi çeşitli besinlerde bulunabilir.
Probiyotik Nedir?
Probiyotikler, yeterli miktarda tüketildiğinde sağlık açısından yarar sağlaması amaçlanan canlı mikroorganizmalardır.
Probiyotik etkiler suş ve ürüne özgüdür. Bir Lactobacillus veya Bifidobacterium suşunda gösterilen etkinin aynı türdeki bütün ürünlere genellenmesi doğru değildir.
Probiyotikler bazı yoğurt ve fermente ürünlerde bulunabileceği gibi takviye formunda da bulunabilir.
Probiyotiklerin bazı klinik durumlarda yararlı olabileceğine ilişkin araştırmalar vardır; ancak birçok sağlık iddiası için kanıt sınırlı veya ürüne özgüdür.
Fermente Besinler Probiyotik midir?
Hayır. Her fermente besin probiyotik değildir.
Fermentasyon üretim sırasında mikroorganizmaların kullanıldığı bir süreçtir. Ancak son üründeki mikroorganizmalar pişirme, pastörizasyon veya filtrasyon gibi işlemler nedeniyle canlı kalmayabilir.
Yoğurt, kefir, tarhana, turşu, fermente soya ürünleri ve diğer geleneksel fermente besinlerin beslenmede yeri olabilir; fakat yalnızca “fermente” olması bir ürünü otomatik olarak kanıtlanmış probiyotik yapmaz.
Hayvansal Kaynaklı Fonksiyonel Besinler
Balık, yumurta, süt ürünleri ve bazı diğer hayvansal besinler protein, vitamin, mineral ve farklı biyoaktif bileşenler sağlayabilir.
Bununla birlikte hayvansal kaynaklı bir besinin “fonksiyonel” olarak tanımlanması, sınırsız tüketilmesi veya tek başına belirli bir hastalığı önlediği anlamına gelmez.
Genel beslenme planında:
- Balık ve diğer sağlıklı protein kaynaklarına yer verilmesi
- İşlenmiş etlerin sınırlandırılması
- Doymuş yağ ve sodyum içeriğinin dikkate alınması
- Beslenmenin mümkün olduğunca çeşitli tutulması
daha önemlidir.
Omega-3 İçeren Besinlerin Yeri Nedir?
Somon, sardalya, uskumru ve benzeri yağlı balıklar EPA ve DHA adı verilen uzun zincirli omega-3 yağ asitlerinin önemli besinsel kaynaklarıdır.
Ceviz, keten tohumu ve chia gibi bazı bitkisel besinler ise ağırlıklı olarak ALA içerir.
Balık tüketimi, genel olarak kalp dostu beslenme modellerinin bir parçası olabilir.
Ancak omega-3 yağ asitlerinin “kanser, diyabet, romatoid artrit, psikolojik ve nörolojik hastalıkların tamamını önlediği veya tedavi ettiği” şeklinde geniş bir ifade bilimsel kanıtlarla desteklenmemektedir.
Besinden alınan omega-3 ile yüksek doz omega-3 takviyelerinin aynı şey olmadığı da unutulmamalıdır.
Yoğurt, Kefir ve Fermente Süt Ürünleri
Yoğurt ve kefir; protein, kalsiyum ve üretim şekline bağlı olarak canlı mikroorganizmalar sağlayabilen besinlerdir.
Fermente süt ürünlerinin bağırsak mikrobiyotası ve metabolik sağlık üzerindeki potansiyel etkileri araştırılmaktadır.
Ancak bütün yoğurt, kefir ve peynirlerin:
- Kolesterol düşürücü
- Antihipertansif
- Antialerjik
- Antikarsinojenik
olarak tanımlanması doğru değildir. Etki ürün, mikroorganizma suşu, tüketilen miktar ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir.
Fonksiyonel Besinlerin Dozu Var mıdır?
“Fonksiyonel besinler” çok farklı gıda ve bileşenleri kapsadığı için bütün fonksiyonel besinler için geçerli tek bir günlük doz yoktur.
Meyve, sebze, tam tahıl, kurubaklagil, balık ve yoğurt gibi besinler genel sağlıklı beslenme önerilerindeki porsiyonlar çerçevesinde tüketilir.
Belirli bir biyoaktif bileşen veya zenginleştirilmiş ürüne ilişkin sağlık etkisi ise ancak araştırmalarda kullanılan miktarlar ve hedeflenen sağlık sonucu çerçevesinde değerlendirilebilir.
“Faydalıysa daha fazlası daha iyidir” yaklaşımı doğru değildir.
Fonksiyonel Besin ile Takviye Aynı Şey midir?
Hayır. Fonksiyonel besin kavramı temel olarak besinleri ve gıda ürünlerini ifade eder.
Vitamin, mineral, omega-3, probiyotik veya bitkisel ekstre içeren kapsül ve tabletler ise besin takviyesi kategorisine girebilir.
Bir bileşenin bir besinde doğal olarak bulunması, aynı bileşenin yüksek doz takviye olarak alınmasının otomatik olarak yararlı veya risksiz olduğu anlamına gelmez.
Fonksiyonel Besinleri Kimler Dikkatli Tüketmelidir?
Besin olarak tüketilen ürünler çoğu kişi için güvenli olsa da sağlık durumu ve kullanılan ilaçlara göre kişiselleştirme gerekebilir.
Özellikle:
- Besin alerjisi olanlar
- Kronik böbrek veya karaciğer hastalığı olanlar
- Bağışıklık sistemi ciddi biçimde baskılanmış kişiler
- Düzenli ilaç kullananlar
- Gebeler ve emzirenler
- Yüksek doz probiyotik veya diğer takviyeleri kullanmayı planlayanlar
hekim veya diyetisyen görüşü almalıdır.
Özellikle probiyotik takviyelerde ciddi hastalığı veya bağışıklık sistemi baskılanması bulunan kişilerde güvenlik değerlendirmesi önemlidir.
Tek Bir “Mucize Besin” Yerine Beslenme Düzenine Odaklanın
Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil, kuruyemiş ve sağlıklı protein kaynaklarından oluşan çeşitli bir beslenme modeli, tek tek besinlere olağanüstü sağlık etkileri yüklemekten daha doğru bir yaklaşımdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kaynakça
- Academic Hospital. Fonksiyonel Besinlerle Sağlıklı Yaşam
- World Health Organization. Healthy Diet
- European Food Safety Authority. Sağlık Beyanları
- National Center for Complementary and Integrative Health. Probiotics: Usefulness and Safety