Sünnet

sunnetSünnet en çok yapılan ve en eski cerrahi girişimlerden birisidir. Dünyadaki erkeklerin 1/6’sının sünnetli olduğu bilinmektedir. Sünnet ameliyatı; kültürel, dini ve tıbbi nedenlerle yapılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde sünnet törenleri çok görkemliydi. Şehzadelerin ve saray efradının çocukları sünnet olurken fakir çocuklar da sünnet edilmekteydiler. Sünnetin ülkemizde olduğu gibi dinsel ve geleneksel gerekçelerle yapılmasında belirleyici olan toplumun ve bireyin inancıdır. Tıbbi nedenlerle yapılan sünnet ise altta yatan bir hastalığı tedavi etme amacıyla önerilmekte olup dinsel ve geleneksel gerekçeler dışında değerlendirilmelidir.
Tıbbi gerekçeler; fimozis olarak adlandırılan sünnet derisinin açıklığının dar olması, sünnet derisinin sık sık iltihaplanması (balanitis), sünnet derisinin uzun olması, sık idrar yolları enfeksiyonu geçirme, idrar yollarında doğuştan anomalilerin bulunması ve sünnet derisinin geriye çekilip kalması (parafimozis) olarak sayılabilir.
                                                                                               
Sünnetin sağlıkla ilgili ne gibi yararları olduğuna inanılmaktadır?

Sünnetin sağlıkla ilgili yararları tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Sünnetin penis hijyenini sağladığı konusunda Eski Mısır’dan gelen bir inanç vardır. Üzerinde oldukça fazla durulan konu sünnet olmuş kişilerde cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklığındaki azalmadır. Bununla ilintili olarak sünnet olmuş erkeklerin eşlerinde serviks kanserinin de daha az görülmekte olduğuna dair araştırmalar mevcuttur. Serviks kanseri görülmesi sıklığında azalma birçok faktöre bağlı olduğu için bu azalmayı sadece sünnete bağlamanın doğru olmadığı konusunda da çalışmalar mevcuttur. Sünnetin cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklığını azalttığı savına son zamanlarda AİDS hastalığı da dahil olmuştur. Yapılan bazı araştırmalarda sünnet olmuş erkeklerde AİDS bulaşma oranları olmamışlara nazaran daha düşük bulunmuştur. Bu sonuçtan hareket ederek AİDS hastalığının çok yüksek oranda görüldüğü ülkelerde sünnet acaba AİDS hastalığını önleme tedbirlerine ek tedbir olarak önerilmeli mi tartışması başlamıştır.
Çocukluk çağında sünnet uygulanmasının idrar yolları enfeksiyonu geçirme sıklığında belirgin azalmaya neden olduğu da bulunmuştur. Üriner sistem anomalisi olan bebeklerde sünnet bu yönde tedavi amaçlı önerilmektedir.
Diğer taraftan sünnetin tıbbi gerekçelerle bir başka deyişle bazı hastalıkların tedavisi amacıyla yapıldığı gözönünde tutulursa sünnetin bu hastalıkları önlediği de söylenebilir. 
 
Sünnetin zamanlaması

Toplumumuzda geleneksel olarak sünnet okul çağında yapılmaktadır. Çocuğun aklının ermeye başlaması önemli bir faktördür. Sünnet aynı zamanda aile için sosyal bir olaydır ve yakınlarla, dostlarla mutluluk paylaşılır.
Yenidoğmuş bebebeğin sünnet olması ise tartışmalı konulardan birisidir. Sünnetin bu dönemde yapılmasını savunanlar; idrar yolları iltihabının görülme sıklığının azalacağını, basit bir işlem olduğunu ve ilerde cerrahi girişimden kurtulunacağını dile getirmektedirler. Aksi fikirde olanlar ise, bu dönemde de bebeğin ağrı duyacağını, bu konuda önlemler alınması gerektiğini, ciddi bir travma olduğunu, doğal yapının bozulduğunu, idrar yolu çıkışında darlıklar ve enfeksiyonlar gelişebileceğini savunmaktadırlar.
Bu tartışma sürerken çocuk psikiyatristleri, sünnetin çocukların cinsel organlarını farkettikleri yaşlarda yapılmasının kastrasyon (iğdiş edilme) korkusu ile beraber gidebileceğine dikkat çekmişlerdir. Sünnetin 18 aydan önce veya 4 yaşından sonra yapılmasının çocukta kastrasyon karmaşasının yerleşmesini önlediğini ifade etmişlerdir.
 
Sünnet nasıl ve kimler tarafından yapılmalıdır?

Sünnet cerrahi bir girişimdir, üstelik de çocukların genital organlarında uygulanan cerrahi girişimdir. Sünnet ameliyatında cerrahi girişimlerde uygulanan tüm modern ameliyat ve anestezi yöntemlerinin uygulanması gerekir. Sünnet öncesi gerekli fizik muayene ve tetkiklerin yapılması, ameliyat başlamadan stres önleyici ilaçların verilmesi, ameliyatın ameliyathanede yapılması, ameliyat sırasında ve sonrasında ağrı kesicilerin uygulanması, enfeksiyon önleyici tedbirlerin alınması, ameliyat sonrası bakımın planlanması ve şüphesiz sünnetin bu konuda eğitim almış ve yetki verilmiş cerrahlarca yapılması gerekir. Ülkemizde sünnetin bu şekilde uygulandığını ne yazık ki söyliyemiyoruz. Ancak tüm çocuklarımızın bu şartlarda sünnet olma haklarının olduğunu savunuyoruz.
Sünnet ameliyatıyla yapılan işlem, sünnet derisinin uygun uzunlukta kesilip penis başının (glans) ortaya çıkarılmasıdır. Sünnet için birçok farklı teknik tarif edilmiştir. Her tekniğin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Amaç sünnet sonrası komplikasyonların en alt düzeye indirilmesidir. Sünnet komplikasyonları hiç de azımsanmayacak ölçüdedir ve komplikasyon oranları %2 ile %10 arasında değişmektedir.
Komplikasyonlar; kanama, enfeksiyon, yetersiz veya uygun olmayan şekilde sünnet derisinin kesilmesi, idrar yolları fistülleri, idrar yolu ağzında (mea) darlık veya ülser oluşması, penis başının veya penisin yaralanması veya kaybı, cilt köprüleri v.b olarak sayılabilir.
 
Sünnetin tıbbi açıdan yapılmaması gereken durumlar var mıdır?

Sünnet eğer peniste herhangi bir anomali varsa yapılmamalıdır. Anomalilerin en bilineni halk arasında peygamber sünneti olarak adlandırılan hipospadiastır. Bu hastalıkta penis içersinde bulunan sidik yolunun (üretra) penis ucundan açılmayıp penisin alt yüzünde herhangibir yerden açılmasıdır. Bu hastalarda aynı zamanda sünnet derisi de anormal görünümde olduğundan hemen dikkati çekecektir. Bunun dışında üretranın boylu boyunca açık olması (epispadias), penisin eğri olması veya gömülü olması da sünnetin yapılmamasını gerektirir.
Böyle çocuklar mutlaka cerrahlarca değerlendirilmelidir. Penis anomalilerinin düzeltilmesi ameliyatlarında eğitim almış deneyimli cerrahlar, hem bu anomalileri düzeltecekler hem de sünnet işlemini tamamlayacaklardır. Düzeltici ameliyatlardan önce sünnet yapılmamasının en önemli nedenlerden birisi bu ameliyatlarda sünnet derisinin kullanılıyor olmasıdır. Eğer daha önce bilgisizce sünnet yapılmışsa sünnet derisinin kaybedilmiş olması bu ameliyatları çok zorlaştıracak hatta çözümsüz hale sokacaktır. 
 
Ülkemizde durum

Ülkemizde sünnet dinsel ve kültürel gerekçelerle yapıldığı için yapılıp yapılmaması konusunda pek tartışma yoktur. Genellikle aileler tarafından basit ve hızlı bir girişim olarak bilinir. Sünnetin cerrahi bir girişim olduğu ve komplikasyonlarının bulunabileceği akla gelmez. Ülke genelinde sünnetin uygulandığı ortalama yaş 5-7 yaşlarıdır. Çok az oranda yenidoğan sünneti yapılmaktadır. Çocukların ancak %10-15’i uygun şartlarda sünnet yapma eğitimini almış cerrahlar tarafından sünnet edilmektedirler. Geleneksel yöntemlerle sünnet olmuş çocuklarda oluşan komplikasyonlar kayda geçmemektedir. Buna rağmen birçok araştırmada bu şekilde sünnet olan çocuklarda komplikasyon oranları uygun şartlarda ve cerrahlar tarafından yapılan sünnet ameliyatlarına nazaran yüksek bulunmuştur. Maalesef sünnetin kimin tarafından ve hangi şartlarda yapılması gerektiği hala tartışılmaktadır. Çok iyi bilinmektedir ki, komplikasyon oranı sünneti yapan kişinin eğitimine ve yapılma şartlarına bağlı olarak değişmektedir. Ülkemizde çocuklarımızın en uygun şartlarda sünnet olmaları haklarıdır. Çocuklarımız sünnet olurlarken fiziksel ve ruhsal travma yaşamalarını en alt düzeye indirmemiz gerekir. Bu konuda devletimiz başta olmak üzere hepimize görev düşmektedir.