Panik Atak

panik-atak

Panik Atak modern çağın hastalığı mı?

Panik atak, tüm kaygı bozukluklarında ya da büyük stresli yaşam olayları sırasında kaygının şiddetli bir boyutta yaşanması ile gelişebilir. Toplumun %10’u yaşamlarında en az bir kez panik atak deneyimi yaşamışlardır. Burada önemli olan panik atak geçirilmesi durumunda tekrar panik atak yaşama beklentisi içinde olmanın, yeni bir panik atağın felaket ile sonuçlanacağını düşünmenin ve panik atak yaşamamak için bazı durumlardan kaçınmanın yaşamı etkiler boyuta gelmesinin önüne geçebilmektir. Aksi halde bu durum artık bir ‘Bozukluk’ haline gelir.

Hastalığın oluşmasında biyolojik yatkınlık önemlidir. Ancak hastalığın ortaya çıkmasında ve devamında birçok psikolojik faktör ve stresli yaşam olayları önemli rol oynamaktadır… Elektronik çağı, toplum için faydaları yanında beraberinde bazı olumsuzlukları da getirmektedir; bu olumsuzluklar da özellikle ilişkilerde sosyal destek sistemini azaltmakta, bireyselliği ön plana çıkartmakta ve kişileri, artan yaşam sorunları ve stresle baş etmede daha fazla zorlamaktadır. Hem stresin daha fazla olması hem de baş etmekte (sorunlarla başa çıkmakta) desteğin daha az olması panik bozukluk için (panik bozukluğa yatkın) yatkın bireylerde hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor olabilir.

Son yıllarda artmasının başlıca sebepleri neler?

Panik bozukluk psikiyatrlarca kolay tanınan bir hastalıktır. Kişilerin psikiyatrik hastalıklar konusunda daha fazla bilinçlenmesi, ayrıca kişilerin psikiyatri hastaları ve hastalıkları konusundaki önyargılarının ortadan kalkıyor olması yardım arayışını artırmış olabilir. Bu nedenle psikiyatrlar daha fazla panik bozukluk hastasıyla karşılaşıyorlar. Bunun yanında medyanın da bu alanda ilgili olması hastalığın adını son yıllarda daha fazla duymamıza neden oluyor.

Panik Atak’ın sebepleri nelerdir?

  • Genetik
  • Biyolojik
  • Bedensel duyumların ‘yanlış’ olarak ‘felaketleştirici’ biçimde yorumlanması (Bilişsel model)
  • Hazırlayıcı/ tetikleyici etkenlerin varlığı (Stres verici yaşam olayları, kayıplar, ayrılma anksiyetesi ve okul fobisi, ebeveyn özellikleri, kişilik özellikleri)

Neden daha çok kadınlarda görülüyor?

Sebebi bilinmemekle birlikte kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görülmektedir. Depresyon görülme oranı da kadınlarda daha fazladır. Kısmen de olsa kadın – erkek arasındaki biyolojik farklılıklarla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Görülme sıklığı etnik, sosyal ve kültürel farklılıklardan etkilenmemektedir. 

Tipik Bir Hastanın Geçirdiği Evreler

  • İlk atak
  • Atakların tekrarlaması
  • Yeni bir atağın geleceğine dair sürekli tetikte olma
  • Atakların yol açabilecekleri ile ilgili yoğun ve sürekli endişe duyma
  • Davranışların değişmesi (kaçınma, kaçma, yardım arama, önlemler alma gibi) → Agorafobi
Hasta ilk atağı geçirince “kalp krizi geçirdiğini” veya “çıldırdığını, kontrolünü kaybetmeye başladığını” düşünerek genellikle bir acil servise başvurur. Orada yapılan muayene, çekilen EKG, tomografi ve diğer incelemelerde bir şey bulunmaz. Hekimler hastaya bir sakinleştirici ilaç uygularlar ve “ bir şeyin yok” şeklinde tatmin edici olmayan bir açıklama yaparlar. Ancak ataklar tekrarlayınca hasta kendisinde teşhis edilemeyen bir hastalık olduğunu düşünmeye başlar. Acil servislere taşınmalar devam eder; hekimlere güven azalır, maddi kayıplar ortaya çıkar. Hasta yeni bir atak geçirmenin ve o atakla birlikte kalp krizi geçirip ölmenin, kontrolünü kaybederek intihar etmenin veya garip davranışlarda bulunarak insanlara rezil olmanın korkusunu yaşamaya başlar. En sonunda da evden tek başına çıkmama, araba kullanmama, yanında ilaç, su veya alkol taşıma gibi önlemlere başvurur.

Panik atak sırasında yaşananlar (kalbin hızlı hızlı atması, nefes darlığı vb) tehlikeli değildir. Panik atakları sırasında geçici sistolik kan basıncı yükselmesi ve taşikardi olabilir. Bu belirtiler patolojik değildir, ancak hastaların fiziksel bir hastalıkları oldukları fikrinden uzaklaşamamalarına neden olmaktadır.
 

Panik Atağına Benzeyen Belirtilerin Görüldüğü Tıbbi Durumlar
  • Tiroidi hastalıkları
  • Kan şekeri düşüklüğü
  • Kansızlık
  • Ritim bozuklukları ve bazı diğer kalp hastalıkları
  • Astım ve bazı diğer solunum hastalıkları
  • Menopoz belirtileri
  • Alkol yoksunluğu
  • Bazı ilaçların yan etkisi veya aşırı alınması
  • Aşırı kafein (günde 3 bardaktan fazla kahve)
Panik atakta bedensel belirtiler nelerdir?
  • Çarpıntı, kalp hızında artma
  • Titreme
  • Nefes darlığı
  • Göğüs ağrısı, göğüste sıkıntı
  • Bulantı
  • Baş dönmesi
  • Düşecekmiş, bayılacakmış gibi hissetme
  • Uyuşmalar, karıncalanmalar
  • Üşüme, ateş basması
  • Panik bozuklukta zihinsel belirtiler nelerdir?
  • Ölüm korkusu
  • Yaşamsal bir tehlike içinde olduğunu hissetme
  • Çıldırma, delirme korkusu
  • Kontrolsüz şekilde davranma korkusu
  • Düşünememe
  • Kendini veya çevreyi değişmiş algılama
  • Bulunan ortamdan hızla kaçma, uzaklaşma isteği
     
Panik bozuklukta bedensel ve zihinsel belirtiler nasıl ortaya çıkıyor?

Temel sorun korku-anksiyete ile ilişkili beyin merkezlerinde ortaya çıkıyor. Buralardan salgılanan noradrenalin hem doğrudan hem de böbrek üstü bezlerinden kortizol salgılatıyor. Böylece Otonom sinir sistemi uyarılıyor yani beyin yanlış bir alarm veriyor ve beden bu alarmın gereğini yerine getiriyor.
 

Başlıca tedavi yolları neler?

Panik bozukluğunun nedenlerine yönelik yapılan araştırmaların sonuçları biyolojik bir temeli olduğu yönündeki görüşleri desteklemektedir. Altta yatan bu biyolojik temel hastalığa olan yatkınlığı belirlemektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında ve devam etmesinde ise birçok psikolojik faktör ve stresli yaşam olayları önemli rol oynamaktadır… Bu nedenle tedavide hem panik bozuklukta etkili olduğu gösterilmiş ilaçlar hem de bazı psikoterapi yöntemleri kullanılmaktadır. Psikoterapi yöntemlerinden özellikle bilişsel-davranışçı terapilerin etkinliği çeşitli araştırmalarda da gösterilmiştir. Yapılan çalışmalar en fazla faydanın ilaç tedavisi ile psikoterapinin bir arada kullanılmasından sağlandığını gösterir.
Kişilerin hastalığın nedenleri ve nasıl ortaya çıktığı hakkında bilgilendirilmesi de tedavinin ihmal edilmemesi gereken bir parçasıdır.

Panik Atak hastalarına önerileriniz neler olabilir?

Panik bozukluk pskiyatrlarca kolay tanınabilen, uygun ve yeterli tedaviden başarılı sonuçlar elde edilebilen bir hastalıktır… Hastalar, hastalığın doğası gereği panik atağın yaşattığı dehşet ve korku gibi olumsuz duyguları yaşamaktan kaçındıkları için, panik atak geçirmelerini engellediğini düşündükleri kaçınma davranışlarını sürdürmeyi tercih ederler ve tedaviden daha az beklenti içinde olurlar… Ancak bu tutum panik atak geçirmemelerini sağlıyor gibi görünse de aslında tekrar panik atak geçirebileceği beklentisinin daha da pekişmesine neden olur. Bunun sonucunda kısır bir döngü oluşur. Kaçınma davranışları daha da artar ve sonuçta kişinin hayatı üzerine olumsuz etki bir kat daha artar. Hastalığın yarattığı olumsuzluklar ve tedavinin yüz güldürücü sonuçları dikkate alındığında hastaların profesyonel bir yardım arama ve tedaviyi sürdürmenin hastalıkla baş etmekte oldukça faydalı olduğunu unutmamaları önemlidir. 

Panik atak hastaları, hastalıklarını geri plana iterek hayatla nasıl barışabilir?

Eğer panik bozukluğun uygun tedavisi yapılmazsa süreç içerisinde kişinin hayatı oldukça kısıtlanmış bir hal alabilir. Hastalar panik atak geçirmekten ve olası panik atağın yaratacağı olumsuz sonuçlardan aşırı derecede korkarlar.  Hem yaşadıkları bedensel duyumları, hem de panik atağın yol açacağı olumsuz sonuçların oluşma olasılığını abartılı bir şekilde algılarlar, bunun sonucunda da panik atak yaşarlarsa bunun bir felaket olacağını düşünürler. Bu nedenle bu felaketi önleme arayışına girerler ve çeşitli davranışlar geliştirirler. Örneğin otobüste panik atak geçiren biri otobüse binmeyerek panik atak yaşamayı engellemeye çalışır. Bir süre sonra alışveriş merkezleri gibi kalabalık ve kapalı ortamları otobüse benzeterek, bu tür yerlere de gitmemeye başlar. Ardından tek başına hiçbir yere gitmemeye evden bile dışarı çıkmamaya başlar. Başlangıçta panik atağı engellemiş gibi görünse de bu kaçınma davranışı ile aslında engellemek bir yana panik atak geçirme korkusunu kat kat artırmış ve hayatının, sorumluluklarını yapamayacak bir şekle dönüşmesine neden olmuştur. Panik bozukluğu olan hastaların bu tarzda işe yaramayan baş etme yolları geliştirmesine sık rastlamaktayız. Bu durum zaten yatkın olan bu kişilerde depresyon gibi diğer psikiyatrik hastalıkların da tabloya eklenmesine neden olmaktadır.

Panik bozukluk bir hastalık olduğu için bu hastalıkla baş etmek ve yaşam üzerine olumsuz etkilerini engellemek için hastalığı ‘bir kenara itmek’ yerine onunla baş etme yolları aramak ve profesyonel bir yardım almak daha uygun bir seçenek olacaktır.