Menopoz

menopoz

Menopoz nedir?
 
Menopoz, bir kadının başka nedenlerin yokluğunda, 12 ardışık ay boyunca adet görmediğinde, son menstruel period olarak tanımlanan doğal ve normal bir durumdur. Menopoz östrojen ve diğer hormonların seviyelerinde düşmeyle sonuçlanan overlerin yaşlanmaya bağlı fonksiyonlarında azalma ve fertilitenin sonlanması ile karakterizedir.
 
Reproduktif dönemden menopoz ve sonrasına geçiş döneminde, bir kadın bir çok fiziksel değisiklikler yaşar. Bu değişikliklerin çoğu menopoz ve yaşlanmaya bağlı normal sonuçlardır. Menopoza bağlı bu değisikliklerin bir kısmı ateş basmaları gibi fiziksel rahtsızlıklardır ve çoğu zaman bir dönemle sınırlıdır. Menopoz döneminde gözlenen bazı fiziksel degişiklikler diabet, tiroit bozuklukları ve uyku apne sendromu gibi orta yasta çıkan bazı hastalıkların işaretleri olabilir. Bazen menopoz dönemindeki degişen hormon seviyeleri ve yaşlanmaya bağlı fiziksel etkiler kişisel genetik yapı, sağlıksız yaşam tarzı ve /veya diğer yaşamsal streslerle biraraya geldiğinde bazı sağlık problemleri ortaya çıkabilir.
Her kadın menopozu yaşarken kişisel farklılıklar gösterir. Bir kadının menopozdan beklentileri de önemli olabilir. Dünyanın farklı bölgelerinde ve farklı etnik gruplarında menopoz dönemindeki değişiklikler kültürel ve etnik etkileri desteklemektedir.
 
Genellikle menopoz sadece menstruel periodların sonlanması olabilir. Bir kadın fertilitenin sonlanmasını doğum kontrolu ile kaygılarının sonlanması olarak görebilir, ya da hiç cocuk sahibi olamama nedeniyle üzülebilir. Menopoz bazıları için yaşlanmanın bir işareti olabilir ve bu genç yaşa ve fertiliteye onem veren bir toplumda stres yaratabilir.
 
Menopoza bağlı yaşanan rahatsızlıklar da bir kadının menopoza ilişkin görüşünü etkileyecektir.
 
Bazıları çok fazla belirtiler yaşarken diğerleri bu geçiş dönemini cok az ya da hiç semptomsuz geçirebilir.
Her ne kadar menopoza ait yaşananlar her kadına özgü olsa da, her kadın için doğru olan tek şey menopoz döneminin kişisel sağlığı değerlendirmede ve geliştirmede imkan sağlamasıdır. Sağlığı geliştirmek için yapılacaklar sadece menopoz döneminde değil geri kalan tüm hayatı boyunca kendini daha iyi hissetmesi duygusunu güçlendirecektir.
 
Zamanlama ve terminoloji
Menopozla ilişkili bazı terimler aşağıda tanımlanmıstır.
 
Spontan (tabii) menopoz :
Doğal menopoz hiç bir medikal müdahale olmaksızın adet döneminin spontan tamamen sona ermesidir. Batı ülkelerinde ortalama 51 olmak üzere bir çok kadın için menopoz yaşı 40-58 arasıdır. Bazı kadınlar için menopoz yaşı otuzlu çok azı için de altmışlı yaşlardır. Yaşam beklentisi artmasına rağmen menopoz yaşı degişmemiştir. Günümüzde Kuzey Amerikalı kadınların coğunluğu yaşamlarının üçte birini menopozdan sonra yaşamaktadırlar. Sigara kullanımı ve genetik yapı olmak üzere doğal menopoz yaşını etkileyen 2 faktör tanımlanmıştır. Sigara kullananlar için menopoz yaşı kullanmayanlara göre 2 yıl erkendir. Kadınların anne ve kız kardeşleriyle menopoz yaşlarının yakın olması genetik ilişkiyi desteklemektedir. Kanser tedavisi için çeşitli kemoterapi ajanları uygulanan ve/veya pelvik radyoterapi alan kadınlar da erken menopoz için risk altındadırlar.
Bir kadın epilepsi tedavisi aldıysa, pelvik cerrahi geçirdiyse, toksik kimyasal ajanlara maruz kaldıysa, depresyon tedavisi aldıysa, kalp hastalığı öyküsü varsa ve hiç doğumu yoksa menopoz yaşının daha erken olacağını destekleyen sınırlı kanıtlar mevcuttur. Menopoz yaşı ve ırk, ilk adet yaşı veya dogum kontrol hapı kullanımı arasında açık bir korelasyon bulunamamıstır.
 
Perimenopoz
Menopozun fiziksel belirtileri son menstruel periyottan yıllar önce başlar. Bu menopoza geçiş dönemi perimenopoz olarak adlandırılmaktadır. 6 yıl ya da daha fazla sürebilir, son menstruel periyodu izleyen 1 sene sonrasında sona erer. Perimenopozal değişiklikler östrojen gibi over hormonlarınının seviyelerindeki degişiklikler ile ortaya cıkmaktadır. Bu geçiş doneminde östrojen seviyeleri düzenli olmamakla birlikte düşmektedir. Bazen seviyeleri daha önceki seviyesine göre yüksek olabilir. Düzensiz adet periyotları, ateş basmaları, vaginal kuruluk, uyku bozuklukları, duygu degişiklikleri sık görülür ve perimenopoz döneminin normal belirtileridir.
Perimenopozal dönemde fertilite oranı cok düşük olsa da bir kadın gebe kalabilir. Eger gebelik istenmiyorsa menopoza kadar kontrasepsiyon gereklidir.
 
Indüklenmiş (iyatrojenik) menopoz
Indüklenmiş menopoz, ilk ya da son periyot herhangi bir yaşta gorülebilir; medikal müdahale özellikle cerrahi veya bazen kanser tedavisine bağlı olarak adet periodunun durmasıdır.
 
Cerrahi:
Cerrahi ile iki taraflı overlerin çıkarılması(bilateral ooferektomi) ile menopoz oluşur. Bu cerrahi menopoz olarak adlandırılır. Eger overler yerinde bırakılırsa rahmin alınması fertilitenin ve menstruel kanamanın sonlanmasına sebep olsa da menopoza sebep olmaz. Bununla birlikte overler yerinde bırakılsa da ,histerektomi overlere olan kan akışını muhtemelen bozarak overlerin östrojen üretimini ortalama beklenenden 2-3 yıl önce sonlandırır. Cerrahi menopozlu kadınlar perimenopoz dönemini geçirmeseler de ateş basmaları ve vaginal kuruluk gibi perimenopozal degişiklikleri çoğunlukla yaşarlar. Histerektomi geçiren fakat overleri olan kadınlar, overleri daha az östrojen salgıladıkça perimenopozu yaşarlar . Bununla birlikte rahmi olmayan bir kadın adet göremeyecegi için, menstruel periyottaki değişiklikleri perimenopoz başlangıcı için belirteç olarak kullanamaz.
 
Kanser tedavileri:
Kanser kemoterapileri veya pelvik radyasyon terapi ciddi over hasarına sebep olabilir. Fertilizasyon ve adet periyodu hemen ya da birkaç ay sonra sonlanabilir. Bazı genç kadınlar için kemoterapi tedavisi veya düşük doz radyoterapide hasar geçici olabilir ya da overler eski haline dönebilir.
Gebe kalmak istemeyen cinsel aktif kadın kanser tedavilerinden sonra birkaç ay daha menopoz olmayacağı için güvenilir bir doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır.
 
Indüklenmiş menopozun etkileri:
Tedavi ile olusan menopoza bağlı semptomlar ates basmaları, uyku bozuklukları, vaginal kuruluk dahil doğal menopoza bağlı olanlara benzer olabilir. Fakat premenopozal kadın tedaviye bağlı perimenopozal dönem yaşamadan menopozla karşı karşıya kalmaktadır. Östrojenin ani kaybı, ates basmaları gibi birden ve güçlü belirtilerle sonuçlanabilir. Overlerden kaynaklanan androjenlerin kaybı cinsel isteksizlik gibi değişik belirtilere sebep olabilir.
Tedaviye bağlı menopozun ruhsal etkileri de doğal menopozdan daha fazla olabilir. Tedavinin yan etkilerinin yanında medikal müdahaleye ihtiyaca sebep olan durum ya da hastalıkla da başa çıkmak gerekecektir. Pelvik radyasyon sadece östrojen kaybına bağlı olandan daha ciddi vaginal kuruluğa sebep olabilir. Bazı kemoterapi çeşitleri overlere olan etkinin yanında saç kaybı, bulantı, kilo alma, bitkinlik, enerji kaybına neden olabilir.
Tedaviye bağlı menopoza giren kadınlar menopoza bağlı semptomların tedavisine dogal menopoza girenlerden daha çok gerek duyabilir. Çünkü bu kadınlar muhtemelen daha genç yaştadır ve daha sonraki dönemde menopoza bağlı osteoporoz gibi hastalıkların risklerini azaltabilmek amacıyla sürekli takip ve bazen tedaviye ihtiyaçları olmaktadır. Bununla birlikte uygulanan medikal tedavi kronik bir sağlık durumunu çözebilir; bazı kadınlar bu tedaviyle daha iyi bir sağlık ve iyilik haline sahip olabilir.
 
Prematür menopoz
Menopoz tedaviyle indüklenmiş ya da doğal 40 yaş veya öncesinde olması durumunda prematür olarak adlandırılır. Prematür menopoz bir ya da daha fazla yetersiz anlasılan otoimmun durumun sonucuna baglı genetik , ya da medikal bir müdahale ile indüklenmiş olabilir.Medikal müdahale ile indüklenmemiş prematür menopoz yaşayan kadınlar perimenopoza gidiş gösterirler ve ateş basması, uyku bozuklukları ve vaginal kuruluk gibi doğal menopoz semptomları yaşarlar. Bunun yanında beklenen yaşta menopoza giren kadınlarla karşılaştırıldığında doğal ya da indüklenmiş prematür menopoz yaşayan kadınlar östrojenin yararları etkilerinden yoksun daha çok yıl geçirirler ve osteoporoz ya da kalp hastalığı gibi bazı sağlık sorunları açısından daha büyük risk altındadırlar. Prematür menopoz fertilitenin kaybı nedeniyle üzülen özellikle fertiliteyi feminite ve cinsel beğenilme ile bağlantılı düşünen kişiler için   psikolojik stres kaynağı olabilir. Çocuk sahibi olmanın yollarını araştırmak yanında premature menopozun psikolojik etkisine hitap etmek, fiziksel durumlara dikkat çekmek kadar önemli olabilir.
 
Prematür over yetersizliği(geçici menopoz)
Prematür over yetersizliği overlerin yetersiz kalarak menstruel periyotların durmasına sebep olan 40 yaşından önce gerçekleşen bir durumu yansıtmak için kullanılan bir terimdir. Eger menstruel period tekrar düzelmezse prematür over yetersizliği prematür menopozla sonlanır. Bununla birlikte adetler bir dönem çok fazla stress gibi yaşam tarzı faktörleri, fazla egzersiz ve/veya diyet uygulama, fibroid , endometriozis veya PMS için uygulan tedaviler nedeniyle geçici bir dönem durabilir. Bu durum tedavi bırakıldığında ya da daha sağlıklı yasam tarzına geçildiginde overler normal hormon uretimine dönecegi için prematür değil geçici menopoz olarak kabul edilmelidir.
 
Postmenopoz
Postmenopoz doğal ya da indüklenmiş menopoz sonrası tüm yılları kapsar. Azalmış östrojen seviyeleri ile birlikte bazı menopozla ilişkili semptomlar ( vaginal kuruluk nadiren ates basmaları) surebilir. Menopoz sonrası yıllar suresince azalmış östrojen seviyeleriyle birlikte osteoporozu da içeren hastalıklar için risk artar.
 
Menopozal durumu belirlemek
Perimenopoz bir kadının medikal hikayesini gözden geçirerek yapılabilen bir tanıdır coğu zaman. Kırklı yaşlarında kadınların en çok farkettikleri belirtiler adet düzenindeki değişiklikler ve ateş basmalarının başlamasıdır. 12 ardışık ay boyunca adet görmemişse menopoz kabul edilir. Çoğu olguda hormon testleri adet gören bir kadında hormon seviyeleri sürekli degiştiği için yararlı olmamaktadır. Bazen bazı spesifik hormon değerlerini kontrol etmek için ozellikle fertilite söz konusu ise test yapılabilir. Bu tedaviye başlama ve degişiklikler açısından karar verebilmek için kadın için yararlı olabilir. Bazı kadınlar için perimenopozu taklit eden belirtiler için tiroit hastalığı gibi farklı nedenleri araştırmak gerekebilir.Bazen artmış FSH seviyeleri menopozu doğrulamak için kullanılır.FSH hipofiz bezi tarafından overleri östrojen salgılaması için uyaran bir hormondur. Overlerin östrojen salgılaması azaldıkca hipofiz östrojen salgılanmasını uyarmak için kana daha fazla FSH salgılar. Bir kadının kan FSH seviyesi sürekli olarak 30 mIU/ml veya üzerinde ise ve artık adet görmüyorsa genellikle menopozda kabul edilir.Bunun yanında tek bir FSH seviyesi , perimenopozda östrojen seviyesi düzenli bir şekilde düşmediği için yanıltıcı olabilir. Bunun yerine östrojen ve FSH seviyeleri perimenopozal dönemde yüksekten düşüğe dalgalanmalar göstermektedir. Bu nedenle yükselme gösteren tek bir FSH değeri genellikle menopozu doğrulamak için yeterli degildir. Daha önemlisi ates basmaları ve düzensiz adet periyotları olan bir kadında düşük FSH seviyesi perimenopoz olasılığını ortadan kaldırmaz. 
 
Menopoz Terminolojisi
 
  • Menopoz adetsiz geçirilen 12 ardışık ay sonrasında veya her iki overin alınması  ya da tamamen hasar görmesi durumunda kabul edilen son adet periyodudur.
  • Perimenopoz 6 yıl ya da daha fazla hemen doğal menopoz öncesi semptomların başladığı ve menopoz sonrası 1 yılı kapsayan geçiş dönemidir. 
  • Indüklenmiş menopoz her iki overin medikal ya da cerrahi müdahalelerle alınması ya da ciddi hasar görmesi sonucu oluşan menopozdur.
  • Prematür menopoz 40 yaşında ya da daha erken oluşan menopozdur.
  • Postmenopoz menopoz sonrasi tüm yılları kapsar.
 
Menopozda Değişen Vücut 
 
Her kadının menopoz tecrübesi farklıdır. En büyük değişiklik doğal menopoza giren kadınlar ile erken veya indüklenmiş menopoza girenler arasında görülür. Doğal menopoza giren kadınlar, menopozdan önce adet düzensizlikleri dışında belirgin fiziksel değişikler yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Adet düzensizliğine ek olarak bazı kadınların sıcak basması, uyku bozuklukları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri olur. Bu şikayetlerin ciddiyeti kişiden kişiye değişmektedir. Gerçekte bazı uzmanlar ve bu dönemi yaşayan kadınlar bu durumu bir hastalık yorumu gibi algılanan “perimenopozal semptomlar” tanımını tercih etmemektedirler.
 
Perimenopozal değişiklikler genellikle 40 yaş civarında, bazen 30’lu yaşlarda başlar. Eş zamanlı yaşlanma ile birlikte yaşanılan stres semptomlara eklenebilir. Sonuç olarak çoğu değişiklik menopoz sonrası son bulur ve tedavi gerektirmez. Geriye kalan bir grup değişikliğin altında tiroit hastalıkları, depresyon veya ilaç yan etkileri bulunabilmektedir. 
 
Menopoz ile ilişkili yaşanılan rahatsızlıklar çoğunlukla egzersiz, diyet düzenlenmesi, sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile azaltılabilinir. Sağlıklı bir yaşam stili genel iyilik haline katkıda bulunur. 
 
Adet Periyodlarındaki Değişimler 
 
Reprödüktif yıllarda overlerden salınan iki hormon (östrojen ve progesteron) menstrüel siklusta önemli rol oynar. Bu hormonlar endometriumu kalınlaştırarak, fertilize yumurtanın yerleşmesi için uygun ortam sağlar. Eğer fertilize yumurta uterusa ulaşmaz ise overler hormon üretimini durdurur, endometrium incelir ve dökülerek menstrüel siklus tamamlanır. 
 
Perimenopoza ulaşan kadında hem menstrüel kanama miktarında hem sıklığında değişiklik olması sıkça rastlanılan bir durumdur. Birkaç kadın aniden menstrüel periodu durur ve tekrar adet görmezler. Fakat kadınların %90’ı menopoza ulaşmadan 4 ile 8 yıl arasında menstrüel siklusta değişiklik yaşar. Bu durum overlerin istikrarsız hormon salgılamasına, ve daha az ovulasyon gerçekleşmesine bağlıdır. Başlangıçta bu değişikliklergöze çarpmayabilir. Genellikle menstrüel period kısalır ve 28 günden sık gerçekleşir. Kanama azalabilir, ağırlaşabilir veya sadece lekelenme şeklinde olabilir. Geç perimenopozda periodlarda genellikle atlama olur. 
 
Çoğu perimenopozal kadında görülen menstrüel kanamadaki değişiklikler normaldir ve tedavi gerektirmez.Yine de, bir hekimin bu kanamayı değerlendirip, fizyolojik mi patolojik mi olduğunu tespit etmesi gerekir. 
 
Menstrüel değişimler yaşayan kadınlara menstrüel takvim kullanmalarını önermek normal ve anormal kanamayı ayırt ettirebilir. Aşağıda sıralanan değişikliklerin yaşanması halinde hekime başvuru önerilir.
  • Önceden olmayan ağır kanamalı periodlar 
  • 7 günü geçen kanamalar 
  • 21 günden sık aralıklarda menstruasyon görülmesi 
  • Lekelenme veya period aralarında kanama 
  • Cinsel ilişki sonrası kanama 
Anormal kanama tespit edildiğinde tedaviye geçilmeden önce nedeni araştırılmalıdır. Hekimler anormal kanama paternini araştırmada ultrason, histeroskopi, biyopsi, dilatasyon/küretaj gibi yöntemlere başvurabilirler.
 
Anormal uterin kanamnın tedavisi altta yatan nedene yöneliktir. Sıklıkla kanama nedeni hormonaldir ve düşük doz estrojen-progesteron içeren doğum kontrol hapları veya sadece intermitan progesteron tedavisi ile düzelebilmektedir. Bazen anormal kanama cerrahi tedavi gerektirebilir, örneğin sıklıkla görülen myomlar cerrahi tedavi gerektirir. Yaklaşım şekli myomun büyüklüğüne, sayısına ve lokalizasyonuna göre semptomların ciddiyetine göre değişebilir. Bazen histerektomi de gerekebilir.
 
Menopoz sonrası kanama yaşayan bir kadın zaman kaybetmeden altta yatan bir kanseri atlamamak için hekimine ulaşmalıdır. Menopoz semptomları nedeniyle östrojen ve progesteron içeren replasman tedavisi alırken kanama oluştuysa, bu kanama nedeni endişe verici olmaz. Bu tip tedavi alanlar kanama özelliklerini normalde yaşadığı kanamadan farkı olup olmadığını rapor etmelidirler. 
 
Azalan Fertilite
 
Çoğu kadın doğum tecrübesini ileri yaşlara kaydırmış durumdadır. Fakat yaşlanma ile fertilizasyonu tehlikeye atmaktadır. Kadınlar doğduklarında 1-2 milyon yumurtaya sahipken menopoz yaklaştıkça sadece 100 yumurta kalır. Yaşlanma ile artan düşük yumurta sayısı ve kalitesi, ek olarak yaşa bağlı görülen uterus değişiklikleri ile fertilite azalmış olur. maz. Ayrıca ileri yaşta yaşanılan gebelikler genç yaşta yaşanılana göre daha risklidir. Bu riskler içinde artmış oranda düşük, bebeklerinde olabilecek genetik anormallikler, gebeliğe bağlı diabetes mellitus, yüksek tansiyon, ölüdoğum ve sezeryan gerekliliği sayılabilir. 
 
Doğum kontrolü 
 
Perimenopozda azalmış fertilite yanında, 12 aylık adetsiz dönem ile menopoz teyid edilmeden kadının tamamen gebe kalma riskinden kurtulmuş olduğu söylenemez. Gebe kalmak istemeyen kadın uygun, effektif ve güvenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır. Hekimler her kadının yaşam şekli, seksüel aktivitesi ve tıbbi özgeçmişine uygun yöntemi belirleyebilir. Orta yaşlarında bir kadın doğum kontrol yöntemi olarak hormonal doğum kontrol yöntemleri (östrojen-progesteron veya sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları), hormonal olmayan doğum kontrol yöntemlerini (vajinal halka, transdermal, injeksiyon yöntemleri), hormonlu / hormonsuz rahim içi araçlar veya sterilizasyon yöntemlerini (kadınlar için tüplerin bağlanması, erkekler için vazektomi) kullanabilir. Diğer seçeneklerden bariyer yöntemleri (spermisid içeren diaframlar, spermisid içeren süngerler, erkek ve kadın prezervatifleri) effektif olabilmeli için disiplinli kullanım gerekir. Doğal korunma yöntemleri olan takvim yöntemleri irregüler periodları olan perimenopozal hastalara önerilmez. Acil korunma hapları (ertesi sabah hapları) düzenli korunma yöntemi olarak önerilmez. Gebelikten korunma yöntemlerinin diğer avantaj/dezavantajları;
  • Gebeliği önlemenin yanında doğum kontrol hapları düzenli menstrüel periodlar, daha az kanama (demir eksikliği anemisinde azalma), Over ve endometrium kanser riskinde azalma sağlar. 
  • Sadece bariyer yöntemleri HIV (AIDS virüsü) gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemektedir. 
  • Hormonal yöntemler sağlıklı sigara içmeyen 35 yaş üzerinde kadınlarda da kullanılabilinir. Fakat özgeçmişlerinde östrojen bağımlı kanser, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diabet, pıhtılaşma bozukluğu varsa kullanılmamalıdır. 
  • Hormonal yöntemlerin genel yan etkileri, bulantı, memelerde hassasiyet olabilir. Östrojen-progesteron içeren haplarda normal adet gibi çekilme kanaması gerçekleşir. 
  • Hormonal korunma yöntemi düzenli adet periodları sağlıyacağından perimenopozun belirtileri olan adet düzensizlikleri görülmez ve menopoz zamanını tahmin etmede yardımcı olamaz. Ayrıca FSH seviyesini de etkileyeceklerinden dolayı FSH testi bir menopoz markeri olarak kullanılamaz. 
 
Sıcak basmaları 
 
Menopoza bağlı yaşanılan rahatsızlıkların başında gelir. Gerçek nedeni hala keşfedilmemiş olmasına rağmen beyinde ısı regülasyon merkezi olan hipotalamusta oluşan değişiklik ile olduğu düşünülmektedir. Hipotalamus vücutta ısı artışı tayin ettiğinde düşürülmesine yönelik düzenlemeleri başlatır. Cilde yakın kılcal damarlarda genişleme olur, bu durum yüz ve boyunun kırmızı görünmesi ile sonuçlanabilir. Terleme gerçekleşerek vücut ısısı düşürülmeye çalışılır. Nabız hızlanması ve çarpıntı beraberinde görülür. Sıcak basmalarını çoğunlukla üşüme, titreme takip eder. Nadiren bazı kadınlar sadece titreme hissini yaşarlar.
 
Geceleri yaşanılan sıcak basmaları uykudan uyandıracak kadar şiddetli olmasa da uyumayı engelleyebilir. Eğer terleme çok ağır yaşanırsa buna gece terlemeleri denillir. İnanışa göre menopozu yaşayan kişiler irritabl kabul edilse de düzensiz uyku yorgunluk, yorgunluk da irritasyona neden olur.
 
 Sıcak basmalarına tek neden menopoz değildir, bazı medikal durumlarda da (tiroit hastalığı, enfeksiyon, nadiren kanser) bu semptoma yol açabilir. Ek olarak bazı tedaviler, meme kanseri için tamoxifen, osteoporoz için raloksifen sıcak basmalarına yol açabilir. Bu semptomları olan kadın, hekimi tarafından nedenleri açısından araştırılmalıdır. 
 
Overleri operasyon ile çıkarılmış cerrahi menopoza girmiş kadınlarda ciddi sıcak basmaları olur. Cerrahiden hemen sonra semptomlar başlar ve doğal menopoza girmiş kadınlara göre daha uzun süre devam eder.
 
Menopoza bağlı sıcak basmaları kolay tolere edilebilinir veya sıkıntı, utangaçlık oluşturabilir veya kişiyi zayıf düşürebilir. Çoğu kadın sıcak basmalarını 3 ila 5 yıl kadar tecrübe eder. Nadiren bazı kadınlar bu semptomları hiç yaşamaz, bazıları sadece birkaç ay yaşar. Bazen de çok uzun devam edip 70’li yaşlara kadar uzanır. Semptomların ne zaman başlayacağı veya biteceğini öngören bir yöntem yoktur.
Sıcak basmaları çoğu kez stres ile artar, çarpıntı ile ilişkili, ankiyete hissi ile beraber olabilir. Rahatsız verici bulgular panik atak bulgularına benzeyebilir.
 
Tedavi
Sıcak basmaları tedavi etmeyi gerektiğinde pekçok seçenek aşağıda listelenecektir. En iyi tedavi semptomların ciddiyetine, kişinin yaşam kalitesini ne kadar etkilediğine, sağlık profiline, kişisel tercihlere göre yapılır.
 
Yaşam tarzı değişiklikleri:
Araştırmalar tarafından çok destek görmese de, zararı bulunmayan, ucuz bir yöntemdir. Bazen sıcak basmalarını iyileştirebilir.
  • Sıcak basmalarını tetikleyen uyarıcılardan uzak durmak (örneğin; sıcak ortam, saç kurutma makinaları, sıcak içecekler, acı gıdalar), alkol, kafein, sigara kullanmamak. 
  • Stresi azaltmaya yönelik düzenli egzersiz yaparak dinlendirici uyku sağlamak. Meditasyon, yoga, biofeedback, akapunktur veya masaj gibi rahatlatıcı yöntemler 
  • Pamuklu giyisiler kullanmak, klima ile ortamın serinleştirilmesi, yastık altına soğuk pack uygulamak, gece uyanınca başucunda soğuk su bulundurmak. Tekrar uyumak için kitap okumak, terletmeyen-nem çekici yatak çarşafları kullanmak 
  • Sıcak basması semptomunun başında karın kaslarını kullanarak derin, yavaş burundan nefes almak ve ağızdan nefes vermek 
Reçetesiz ilaçlar:
Yarar sağladığı kullanıcıları tarafından belirtilinirse de bilimsel çalışmalar ile yararı kanıtlanmamıştır. Çoğu uzman bu görülen yararın “plasebo etkili” olduğunu düşünmektedir ve bu plasebo etkili yarar çalışmalarca gösterilmiştir.
  • Isoflavinler (zayıf, bitkisel etkili östrojenler) çoğunlukla soya gıdalarında bulunur, ayrıca diyet destek ilaçları olarak da bulunabilir. Orta dercede sıcak basmalarını %15 ile %30 azaltığı tespit edilmiştir. Buna karşılık diğer çalışmalar bu ilacı etkisiz bulmuştur. Günlük 1 veya 2 porsiyon soya gıdası alındığında (25gr soya proteini) diyet destek ilacından daha yararlı bulunmuştur. Soya fasulyesi veya fındığı yaralı seçeneklerdir. Meme kanseri geçirmiş kişilere önerilmez. 
  • “Black cohosh” içeren diyet desteği ilaçları da sıcak basmalarını azaltabilir. Bu üründen olan Remifemin Almanyada iyi kalite kontrolü altında üretilir. Günde 2 kez 20mg tablet 8 ile 12 hafta kullanımı orta derece ateş basmalarını azaltır, fakat tüm çalışmalar bunu ispatlayamamıştır. Yan etkileri, gastrointestinal yan etkileri nadiren de karaciğer hasarı şeklindedir. Geniş çaplı yapılan bir çalışmada günde 40mg 1 yıl süre ile black cohosh kullanan kişilerin endometriumda kalınlaşma izlenmemiştir. Bir yılı aşan kullanım ile ilgili araştırma, veri olmadığından etkileri bilinmemekte. 
  • Tropikal progesteron kremleri, bitkisel primrose oil içeren tabletler, ginseng, kava, adaçayı gibi ürünlerin etkinliği bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmamıştır. 
 
Reçeteli ilaçlar:
Bu grup ilaçlar ciddi sıcak basmalarına kanıtlanmış en etkin ilaçlardır. Hepsinin yan etkileri veya kontrendikasyonları vardır. Her kadına uygun olmayabilir.
  • Sistemik östrojen tedavisi: Düşük dozları ile bilinen en etkili sıcak basmalarını önleyici tedavilerdir. Sıcak basmaları için F.D.A. (U.S. Food and Drug Administration) tarafından onaylanmış tek tedavidir. Onaylanmış endikasyonu orta derece ile ciddi sıcak basmalarına yöneliktir. Bazı kadınlar tedaviye başlayınca hemen yarar görürken, çoğu 6 ile 12 haftalık kullanım ile maximum etki sağlar. Sistemik tedavi kullanıldığında mümkün olan en düşük doz, en düşük süre ile kullanılarak yüksek doz ve uzun kullanımın getireceği zararlardan uzaklaşılmış olur. 
  • Diğer hormonal ilaçlar: Bu grup ilaçlar resmi olarak sıcak basmaları endikasyonu için onaylanmış olmasalar da bu şikayetler için kullanılabilinir. Örneğin, doğum kontrol ihtiyacı olmayan fakat sıcak basması şikayeti mevcut perimenopozal sağlıklı sigara kullanmayan bir kadın östrojen-progesteron içeren doğum kontrol hapları kullanabilir. 
  • Hormonal olmayan ilaçlar: Hormon kullanma opsiyonu olmayan kişilerde söz konusudur. Bu grup ilaç da resmi olarak sıcak basmalarına yönelik onay almamış ama bazı araştırma sonuçlarınca desteklenen bir tedavidir. Bu grupta migren veya epilepsi tedavisinde kullanılan gabapentin (Neurontin), depresyon tedavisinde kullanılan paroksetin (Paxil), fluoksetin (Prozac), venlafaksin (Effexor), hipertansiyon tedavisinde kullanılan metildopa (Alfamet) ve klonidin bulunur. 
  • Bilinmelidirki, tedavi kesilmesi ile semptomlar tekrar görülebilir, kişi herzaman tedavi sürecinde veya yan etki oluştuğunda hekimi ile irtibat halinde olmalı. Östojen için önerilen tedaviyi kesme şekli, semptomların geri gelmemesi açısından azaltarak kesilmesi şeklindedir. 
 
Uyku Bozuklukları
 
Menopoza geçiş döneminde oluşan hormonal değişiklikler, gece sıcak basmalarını tetiklediği takdirde uyku düzeninde, kalitesinde veya miktarında değişiklikler meydana gelebilir. Uykunun yeterliliği kadının günlük aktivitelerde gösterdiği performans göz önüne alınarak değerlendirilebilir. Genel olarak birçok yetişkin için 6-9 saatlik gece uykusu yeterlidir. 
 
Uyku düzensizliklerinin tedavisine öncelikle yaşam tarzı değişiklikleri ve uyuma rutinini düzeltmekle başlanmalıdır. Bunun için akşamları ağır yemeklerden uzak durulmalı ve yatak odasında ışık, gürültü ve ısı seviyeleri ayarlanmalıdır. Sadece akşamları yerine, bütün gün boyunca alkol, kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddelerden uzak durmak uyku kalitesini ve toplam uyku zamanını arttırmakta yardımcıdır. Günlük düzenli egzersiz yapmak da uyku düzenini sağlamak açısından faydalıdır ancak yatma zamanına yakın yapılan egzersizlerin olumsuz etki yapacağı unutulmamalıdır. 
 
Uyumak için uygun ortam yaratmak (sessiz, serin, karanlık) oldukça önemlidir. Yatak odası sadece uyumak ve cinsel aktiviteler için kullanılmalıdır. Yattıktan sonra ilk 15 dakika içinde uykuya dalamadığı takdirde kişinin kalkması, yatak odasından farklı bir ortamda rahatlatıcı aktivitelerle ilgilenmesi ve uykusu geldiğinde tekrar yatağa dönmesi uygundur. Bu gerekli oldukça tekrarlanmalıdır. Ayrıca düzenli bir uyku şeması önemlidir ve bunu sağlamak amacıyla haftasonları dahil aynı saatte uyanmaya gayret edilmelidir. 
 
Yaşam tarzı değişikliklerinin uyku düzensizliklerini iyileştirmekte yetersiz kaldığı durumlarda, diğer seçenekleri tartışmak, tiroit bozuklukları, alleji, anemi, huzursuz bacak sendromu, depresyon veya uyku apnesi gibi uyku bozukluğuna sebep olabilecek hastalıkların varlığını araştırmak amacıyla bir hekime danışılmalıdır. 
 
Östrojen hormonu uyku düzensizliklerini tedavi etmek için onaylı olmamasına rağmen yapılan araştırmalar, östrojen tedavisinin bazı kadınlarda sıcak basması ve gece terlemelerini engelleyerek faydalı olduğunu göstermiştir. Menopozal dönemde uyku düzensizliklerinin tedavisinde botanik kökenli ürünlerden bazılarının faydalı olduğu da bilinmektedir. Uyku haplarının kullanımı uykusuzluk döngüsünü kırmakta faydalı olabilir ancak sadece kısa dönem çözüm olabilir. Uzun dönemde uyku düzensizliği şikayeti olan bir kişi ileri tetkik ve değerlendirme için bir uyku merkezine yönlendirilmelidir.
 
Merkezi Sinir Sistemi Değişiklikleri
 
Perimenopozal dönemde, menopoz süreciyle ilişkili veya ilişkisiz başağrısı, hafıza ve konsantrasyon değişiklikleri, duygudurumda dalgalanmalar, depresyon ve kaygı bozukluğu (anksiyete) gibi çeşitli merkezi sinir sistemi değişiklikleri oluşabilir. 
 
Başağrısı
 
Başağrısının birçok tipi ve sebebi vardır. Enfeksiyon, diş problemleri, stres veya allerji gibi durumlarda başağrısı oluşabilir. Hassas kişilerde bazı yiyecekler (peynir, kırmızı şarap), açlık veya öğün atlama, çok fazla veya çok az uyku, duygusal değişiklikler (stres, kaygı, öfke, heyecan) ve çevresel etkenler (gürültü, parlak ışıklar, hava, basınç veya yükseklik değişiklikleri) gibi birçok sebep ile başağrısı tetiklenebilir. Bu tetikleyici etkenler kişiden kişiye farklılık gösterebilir veya aynı kişide farklı zamanlarda oluşabilir. 
 
Yapılan çalışmalar sonucunda hormonların başağrısının oluşmasında rolü olduğu gösterilmiştir. Önceki yıllarda adet dönemleri esnasında veya doğum kontrol hapı kullanırken başağrısı öyküsü olan kadınlar perimenopozal dönemde hormonal başağrısı için daha yüksek risk altındadır. Hormonal başağrıları hormon seviyelerinde meydana gelen belirgin düşüş nedeniyle tipik olarak menopozla birlikte son bulur.
Başağrılarının, birkaç hafta boyunca günlük olarak not edilmesiyle oluşturulan bir “başağrısı günlüğü” ile takip edilmesi, nedenlerini araştırmak ve tedaviyi planlamak açısından faydalı olabilir.
 
Çoğu başağrısı tedavi gerektirmez veya reçetesiz ağrı kesicilerle tedavi edilebilir. Bazı başağrıları ise ciddidir. Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin varlığında mutlaka hekime danışılmalıdır:
  • Daha önceden olmayan, çok şiddetli (şimdiye kadar en kötü) başağrısının varlığı
  • Progresif olarak şiddeti artan başağrısı
  • Olağandan daha şiddetli başağrısı
  • Uykudan uyandıran başağrısı
  • Ense sertliği ve yüksek ateş ile birlikte olan başağrısı
  • Konfüzyon, baş dönmesi veya halsizlik ile birlikte olan başağrısı.
Ciddi başağrıları veya migrenin varlığı reçeteli ilaç gerektirir. Perimenopozal hormonal dalgalanmalardan kaynaklanan başağrıları, bu dalgalanmaları engelleyen hormon tedavisiyle rahatlatılabilir. Migren ağrıları ise hormon tedavisi ile iyileşebilir veya kötüleşebilir. Eğer migren kötüleşirse hormon tedavisi kesilmelidir. Eldeki kanıtlar bazı progesteron tiplerinin başağrılarını kötüleştirdiğini göstermektedir. 
Ağrı kesicilerin kesilmesi geri seken (rebound) başağrılarına neden olabilir. Eğer haftada ikiden fazla başağrısı oluyorsa, günlük önleyici ilaçlar yardımcı olabilir. 
 
Hafıza ve Konsantrasyon Bozuklukları
 
Hafıza ve diğer zihinsel yetenekler yaşam boyu değişikliklere uğrar. Yaşlanma ile zihinsel performansın azalması doğal bir durumdur ancak doğal menopoz ile hafıza veya diğer zihinsel fonksiyonlarda bir azalma olduğuna dair sağlam kanıt bulunmamaktadır. Bunun yanında perimenopozal dönemde ve menopozdan hemen sonra hatırlama ve konsantrasyonda zorluk sık rastlanan şikayetlerdir. Bazı kadınlar bu zorlukları Alzheimer hastalığı veya diğer bunamaya yol açan hastalıkların erken belirtileri olarak algılayabilirler ve bu durum oldukça korkutucu olabilir. Oysa gerçek durum nadir olarak böyledir. Bu şikayetlerin sebebi bilinmemekle birlikte bu sebepleri aydınlatmak için daha fazla klinik çalışma gerekmektedir. Uyku düzensizlikleri, sıcak basmaları ve stres faktörlerinin hafıza ve konsantrasyon bozukluğuna neden olabildiği öne sürülmüştür ancak arada bir bağ olduğunu gösteren çalışmalar yetersizdir. Fiziksel, sosyal ve zihinsel olarak aktif kalmanın hafıza kaybını önleyeceği unutulmamalıdır. 
 
Yumurtalık hormonlarının beyin fonksiyonları üzerine etkisi olsa da hormon tedavisinin rolü belirsizdir. Ayrıca perimenopozal veya erken menopozda başlanan hormon tedavisinin, bilişsel (anlama ve idrak etme yeteneği, kognitif) fonksiyonlara olumlu veya olumsuz etkisi olduğu konusunda kanıt yetersizdir. Daha ileri yaşlardaki kadınlarla (65 yaş üstü) yapılan birçok çalışmada bilişsel bir etki görülmemiştir. Sadece bir çalışmada ileri yaşlarda hormon tedavisi alan postmenopozal kadınlarda 5 yıl kullanım sonrası bunama riskinin arttığı gösterilmiştir. 
 
Durum cerrahi menopoza giren genç kadınlar için daha farklıdır. Küçük çaplı çalışmalarda ani menopoz deneyiminin hafıza üzerine olumsuz etkileri olduğu ve hormon tedavisinin bilişsel yetenekleri, en azından kısa vadede, olumlu olarak etkilediği gösterilmiştir. Menopozal kadınlar bazen hafızayı ve diğer zihinsel fonksiyonları arttırmak için reçetesiz ilaçlar kullanırlar. Japon eriği (ginkgo) içeren ilaçların 60 yaşından sonra kullanılmasının hafıza üzerine bir etkisi olmadığı gösterilmiştir. Birçok diğer ürünün etkinliği de kanıtlanamamıştır. Bu amaçla herhangi bir ilaç önerilmeden daha fazla araştırma gerekmektedir. Azalan bilişsel performans için endişelenen kadınların hekime başvurması önerilmelidir. 
 
Duygudurum Dalgalanmaları, Depresyon, Kaygı Bozukluğu
 
Menopozun gerçek klinik depresyon, şiddetli kaygı veya istikrarsız, dengesiz davranışlar oluşmasına bir etkisi olduğunu gösteren az sayıda bilimsel kanıt vardır ancak bazı perimenopozal kadınların ağlama krizleri, duygudurum dalgalanmaları, depresif hissetme veya cesareti kırılmış hissetme gibi şikayetleri olmaktadır. 
 
Bu duygudurum şikayetlerinin yumurtalık kaynaklı hormon seviyelerindeki dereceli düşüşe bağlı olup olmadığı belirsizdir ancak gece terlemeleri ve uyku düzensizlikleri genellikle yorgunluk, asabiyet ve hassasiyete sebep olabilir. Perimenopozal dönemdeki ani hormonal dalgalanmaların da bu şikayetler üzerine etkileri vardır. Üreme çağında, bir çok kadın hormonal ritimlerine alışırlar. Perimenopozal dönemde ise bu ritim değişikliği ve ani hormonal dalgalanmalar, normal olmasına rağmen, kadınlarda kontrol kaybı hissine neden olabilir ve rahatsız edicidir.
 
Perimenopozal duygudurum bozuklukları sıklıkla daha önceden adet dönemlerinde deprese duygudurum, uzun menopozal geçiş dönemi veya şiddetli sıcak basmaları gibi şikayetlerle ilişkilidir. Perimenopozal dönemde duygudurum değişikliklerinin diğer sebepleri arasında tiroit bozuklukları, ilaç yan etkileri ve stres faktörleri sayılabilir. 
 
Kadınlar orta yaşta kariyer ve finansal sorunlara ek olarak, özellikle bu yaşlarda oluşabilecek değişken ilişkiler, boşanma, dul kalma, kuşak çatışması, yetişkin çocukların eve dönmesi, çocuk olmaması, yaşlanan ebeveyneler gibi sorunlara karşı hassastırlar. Ayrıca yaşlanma gençliğin kıymetli olduğu bir toplumda zor olabilir. Orta yaştaki kadınlar çoğunlukla kendini algılama, kendine güven ve vücut imajı hakkında değişiklikler tecrübe ederler ve bu durumda hayatlarının amacı ve anlamını sorgular hale gelebilirler.
 
Bu dönem olumlu değişim için bir fırsat olabildiği gibi bazı kadınlar aşırı heyecanlı, kontrolden çıkmış, kızgın veya donuk hissedebilirler. Bu durumda alkol veya uyuşturucu gibi yerlerde sığınak arayabilir ve bu şekilde problemlerini daha da karmaşık hale getirebilirler. Aslında kadınlar melankolik ruh hali, ölüm veya boşanma gibi kayıplar veya evden ayrılan çocukların acısıyla başa çıkmak için erkeklere oranla daha çok alkole sığınırlar. 
 
Psikolojik problemler menopoz yüzünden oluşmasa da bu dönemde neden daha kötüleştiğini anlamak kolaydır. Destek olmak ve teşvik etmek kadınlar için hayatlarının en iyi yılları olabilecek zamanlarda zorlukları aşmak için yardımıcıdır. 
 
Denge kurmak: Perimenopozal dönemde ruhsal sağlık, kişinin kendine ayırdığı zaman, çalışma hayatı ve çevredekilere gösterdiği ilgi arasında oluşturacağı dengeye bağlıdır. Birçok kadın stres sebeplerini ve sonuçta oluşan belirtileri tanır ve iyi tanımlarsa da kendilerine zaman ayırmakta zorlanırlar. Bir problemi tanımlamak, sebeplerini anlamak ve başa çıkma mekanizmaları oluşturmak için ilk adımdır. Birçok stres etkeni değiştirilemez olsa da hayat zorluklarını atlatabilmek için kişi, başa çıkma yeteneklerini geliştirebilir ve bu şekilde yenilenmiş bir kendine güven, denge ve harmoni oluşturabilir. 
 
Stresi Yenmek
  • Zevk veren aktivitelere katılmak 
  • Arkadaşlarla konuşmak 
  • Günde 3 öğün yemek yemek. Yağ, tuz, rafine şeker, alkol ve kafein içeren besinlerden uzak durmak ve meyve – sebze ağırlıklı beslenmek
  • Düzenli günlük egzersiz için zaman ayırmak 
  • Yaratıcı bir aktivite ile zihinsel ve ruhsal ihtiyaçları karşılamak 
  • Kendine zaman ayırmak (masaj, pedikür veya köpüklü banyo gibi kişisel aktiviteler) 
  • Derin nefes almak veya meditasyon gibi stres azaltıcı ve rahatlama sağlayan teknikler
  • Her gece yeterli uyku uyumak 
  • Mümkün olduğu kadar gülmek 
  • Bir destek grubuna katılmak 
  • Gerekli durumlarda profesyonel yardıma başvurmak gereklidir. 
Daha fazla yardım gerektiğinde

Bazen stres belirtilerinini tedavi etmek için başa çıkma yetenekleri ve hayat tarzı değişiklikleri yeterli olmayabilir. Bu belirtilerin bir ilacın yan etkisi, bir hastalığın belirtisi, klinik depresyon veya kaygı sonucu olabileceği de unutulmamalıdır. Hekimler zihin sağlığını olumsuz etkileyen stres faktörlerini belirlemede ve uygun tedaviyi düzenlemede yardımcı olabilir. Örneğin, sıcak basmaları nedeniyle oluşan uyku düzensizliklerinin sebep olduğu duygudurum bozukluğu çoğunlukla sıcak basmalarının tedavi edilmesiyle düzelirler. 
 

Perimenopozal dönemde hormon seviyeleri istikrarsız iken, düşük doz doğum kontrol hapları gibi hormonal ilaçlar duygudurumu dengelemede yardımcıdır. Özellikle gençlik yıllarında hormonal dalgalanmalar nedeniyle doğum sonrası depresyon veya adet dönemlerinde depresif hissetme gibi durumları yaşayan kadınlar bu tedaviden yarar görürler ancak hiçbir hormon ilacı günümüzde psikolojik şikayetler için ruhsatlı değildir. 
 
Bazı kadınlar duygudurumu iyileştirmek ve hafif depresyon ataklarını engellemek için reçetesiz ilaçlar kullanırlar. Binbirdelikotu (St.John’s wort) içeren ürünler faydalı olabilir. Yan etkileri mide – barsak sisteminde rahatsızlık, yorgunluk ve güneş ışığına artmış hassasiyettir. Bu ürün kullanılırken, güneşlenilmemeli ve güneş ışığından korunmak için güneş gözlüğü ve şapka takılmalıdır. Binbirdelikotu ayrıca aspirin ve kumadin gibi kan pıhtılaşma sistemini etkileyen ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır ve kullanımdan önce mutlaka hekime danışılmalıdır. Birçok hekim bu ilacın 2 yıldan fazla kullanılmasını önermemektedirler. Diğer bir besin, omega-3 yağ asiti de duygudurum üzerine olumlu etkilere sahiptir. Besinsel kaynakları yağlı balıklardır (somon ve alabalık); ayrıca işlenmiş tabletleri de mevcuttur.
Daha ciddi depresyon ve kaygı özel ilgi gerektirir.
 
Klinik depresyon

Sıklıkla perimenopozal bir kadın deprese hissettiğini belirtebilir. Hekimlerin hastanın melankolik mi hissettiğini yoksa beyinde kimyasal bir dengesizlikle beraber gelişen klinik depresyonda mı olduğunu ayırt etmesi gereklidir. Uzamış yorgunluk, normal aktivitelerde ilgisizlik, üzüntü, asabiyet ve azalmış cinsel istek gibi belirtilerin 2 haftadan uzun sürdüğü hallerde bu durumdan şüphelenilmelidir. Menopoz klinik depreseyona sebep olmaz ancak daha önceden depresyon geçirmiş olan kadınlar perimenopozal dönemde depresyon gelişimi için özellikle risk altındadırlar.
 

Ciddi depresyonda beyindeki kimyasal dengesizliği düzeltmek amacıyla antidepresan ilaçlar önerilebilir. İlacın etkinliği için birkaç hafta geçmesi gerekse bile birçok kadın bu ilaçlarla çok az yan etkiyle belirgin düzelme gösterirler. Antidepresanlar psikoterapi ile birlikte kullanıldığında daha etkilidirler. Binbirdelikotunun hafif depresyonda faydalı olduğu bilinmesine rağmen klinik depresyon tedavisinde yeri yoktur.
 
Kaygı Bozukluğu

Herkes tarafından belirli zamanlarda hissedilen umut, endişe ve korku hislerinin abartılı olması halidir. Menopoz kaygı bozukluğuna sebep olmaz ancak birçok kadın perimenopozal dönemde mevcut stres faktörlerinin yanında oluşan fiziksel ve psikolojik değişiklikler nedeniyle daha fazla kaygı yaşarlar. Çoğunlukla kaygı bozukluğu tedavi gerektirmeksizin gerilese de kimi zaman panik atakla beraber veya onun belirteçi olabilir. Panik atağın belirtileri nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı ve/veya kontrolden çıkma hissidir. Bazen sıcak basması öncesi oluşan huzursuzluk hissi bu atağı tetikleyebilir. 
 

Kaygı depresyonla ilişkili de olabilir. Şiddetli belirtiler çoğunlukla, ilaç tedavisi, rahatlama teknikleri, stres azaltma teknikleri veya psikoterapi gibi birçok yöntemden biriyle tedavi edilebilir. 
 
Yardım arama

Bazı kişiler ruhsal problemlerini açıklamaktan sıkıntı duyar veya utanabilir ancak hiç kimse sessizce acı çekmemelidir. Kişisel ve ailesel bilgiler ne kadar doğru ve tam verilirse, hekimler o derece yardımcı olurlar. Birçok aile hekimi ruhsal problemlerin tedavisinde yeterli düzeyde eğitimli değildir ama bilgilidir ve yardımcıdır. Bazı hallerde ruh sağlığı uzmanına danışmak faydalı olabilir. Evlilik problemleri veya yeme bozukluğu gibi özel durumların mevcudiyetinde bu konuda uzman kişilerin görüşleri alınmalıdır. 

 
Vulvovaginal Belirtiler
 
Hayat boyunca kadınların en azından üçte biri vulvovaginal bölgeyle (dış cinsel organlar ve vajina) ilgili rahatsızlık veren durumlar yaşarlar. Bu durumlar hafif rahatsızlık hissinden günlük aktiviteleri kısıtlayıcı rahatsızlıklara kadar değişkenlik gösterebilir ve genellikle vajinal akıntı, tahriş, yanma, kuruluk, kaşıntı veya ağrı gibi belirtiler ile ortaya çıkar.
 
Vulvovajinal şikayetlerin birçok sebebi vardır;
  • Mantarlar tarafından oluşturulan enfeksiyonlar.
  • Bakterial vajinosis (bazı vajinal bakterilerin fazla üremesi sonucu oluşan balık kokulu akıntı).
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (gonore, klamidya, herpes). Bunlar vaginal iltihap, 
  • akıntı, ağrı ve kaşıtıya yol açabilirler.
  • Deriye ait durumlar; örneğin vulvada ekzema veya liken skleroz (deride kabuklanma,kepeklenme) kaşıntı ve tahrişe sebep olurlar.
  • Bazı barsak hastalıkları (Crohn hastalığı veya enflamatur barsak hastalığı).
  • Pelvik radyasyon tedavisi şiddetli vaginal kuruluk ve tahrişe sebep olur. 
  • Pelvik sinir liflerinin zedelenmesi vulvada yanma veya ağrı yapabilir (vulvodini).
  • Sabun, banyo köpüğü, spermisit, kondom, hijyenik spreyler veya deodorantlı tampon ve pedlerdeki kimyasallara karşı allejik reaksiyonlar.
  • Tampon veya diafram, servikal kap gibi doğum kontrol sistemlerinin vajinada normlden uzun kalması tahrişe sebep olur.
Menopoz ayrıca vulvovajinal şikayetlere yol açabilir ancak belirtiler kadınların hepsinde olmayabilir veya bir kısmında menopozdan uzun yıllar sonrasına kadar rahatsızlık verici olmayabilir. Kadınların menopozla birlikte östrojen seviyeleri düşer. Dolayısıyla vulva ve vajeni döşeyen dokuların incelmesine ve kurumasına neden olur, elastikiyet kaybı oluşur (atrofi). Vajinal salgılar azalır ve kayganlığın azalmasına yol açar. Östrojenin azalması ile vajinal asit-baz dengesi bozulur. Vajinal pH’da meydana gelen artış sağlıklı asidik çevreyi alkali hale getirerek vajinanın enfeksiyonlar için daha hassas olmasına yol açar. 
 
Tedavi edilmediği takdirde problem kötüleşebilir ve vajinal dokularda iltihap oluşabilir. Bu durum atrofik vajinit olarak bilinir. Kırılgan vajinal dokular cinsel ilişkiyle veya pelvik muayene ile hasara, yırtılmaya ve kanamaya daha yatkındır. Sonuçta oluşan ağrı cinsel ilişki mümkün olamaz hale gelen kadar gittikçe kötüleşebilir. Cinsel aktif olmayan kadınlar vajinal kuruluk ve kaşıntıdan şikayetçi olabilirler ve bu şikayetler geçen yıllarda daha da kötüleşebilir.
 
Menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda ise vulvovajinal problemlerin azalmış östrojen nedeniyle olmadığını bilmek gerekir. Bu kadınlar bir hekim tarafından şikayetlerin nedeninin araştırılması amacıyla değerlendirilmelidir. Menopoza geçiş döneminde ve sonrasında bütün kadınlara deyatlı ve düzenli bir vulvavajinal sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır. 
 
Tedavi
 
Reçetesiz hormonal olmayan vajinal kayganlaştırıcılar ve nemlendiriciler vajinal kuruluğun tedavisi için kullanılabilir. Su bazlı vajinal kayganlaştırıcılar sürtünmeyi azaltır ve ilişkideki rahatsızlık azalır. Kayganlaştırcılardan farklı olarak nemlendiriciler direkt olarak dokulara etki ederek kuruluğu rahatlatır. Nemlendiriciler tahriş ve yanma şikayetlerini cinsel ilişki dışında da yaşayan kadınlar tarafından tercih edilebilir çünkü bu ürünler vajinanın asidik ortamını korurlar ve tekrarlayan vajinal enfeksiyonların oluşmasını engellemeye yardımcı olurlar.
Kayganlık gerektiğinde, vajinal kullanım için özellikle tasarlanmış ürünler tercih edilmelidir. Bir çok el-cilt kremi içerdiği alkol ve parfüm benzeri maddeler nedeniyle vajina dokusunda tahriş yaparlar. Yağ bazlı ürünler de tahrişe sebep olabilirler. Ayrıca kondom ve diaframlara zarar verebilir ve vajina duvarlarına yapışarak enfeksiyon ortamı yaratabilirler. Bu durumun tek istisnası E vitamini yağı olabilir. E vitamini yağının yan etki olmaksızın kayganlık yarattığı, vulvovajinal kaşınma ve tahriş şikayetlerinde de rahatlama sağladığı gösterilmiştir.
Cinsel ilişki esnasında girişte darlık varsa masaj, şefkat veya ortak mastürbasyon gibi diğer teknikler daha uygun olabilir. Düzenli cinsel stimulasyon genital bölgeye kan akımını uyararak vajina sağlığının korunmasında yararlıdır.
 
Vajinaya sirke, yoğurt veya laktobasil kültürlerinin uygulanması yararlı nemlendirici yöntemler değildir ve önerilmez. Allerji tedavisinde kullanılan ilaçlar (antihistaminik tabletler) vajinal doku dahil bütün zarla kaplı dokularda kurutucu etkiye sahiptir. Ayrıca sabun, banyo yağı ve köpük banyolarının sınırlandırılması önerilmelidir.
 
Kayganlaştrıcı veya nemlendiriciye cevap vermeyen şiddetli vajinal kuruluk ve atrofi östrojen tedavisine cevap verebilir çünkü sıklıkla östrojen eksikliği problemin sebebidir. Östrojen tedavisi vajinal dokuların kalınlığını ve elastikiyetini düzeltmekte etkilidir, sağlıklı vajinal pH yaratır ve vajinal kuruluğu giderir. Düzelme genellikle tedavi başladıktan 1-2 hafta sonra oluşur ancak şiddetli atrofiden rahatlama çok daha uzun sürebilir. Bütün ürünlerdeki östrojen dozları yeterli etkinliktedir. Sistemik (ağızdan uygulama, kan dolaşımına geçerek tüm vücutta etkiler oluşturmak için) olarak veya nonsistemik olarak (direkt vajinaya uygulama, düşük dozlarda, kan seviyelerini ve yan etkilerini azaltmak için) kullanılabilir. Şiddetli vajinal atrofi halinde vajinal östrojen formları (krem, tablet, veya halka), ağızdan alınan tabletler veya cilde yapıştırılan flasterlerden daha etkilidir. 
 
Vajinal östrojen uzun dönem tedavi için de uygundur çünkü kan dolaşımına emilimi çok azdır. Üreme sistemi kanseri nedeniyle ameliyat olmuş kadınlarda, sıcak basması veya diğer vajinal olmayan menopoza bağlı durumlar için etkin olmasa da, kısa dönem vajinal östrojen tedavisi bir seçenek olabilir. Yarar ve zararları her hasta için tartılmalı ve hastayla tartışılmalıdır. Östrojen tedavisi kullanırken vajinal kayganlaştırıcı veya nemlendiriciler de gerekli olabilir. Bazen östrojenle dokular daha sağlıklı hal aldığında, hormon tedavisi kesilebilir ve gerektiğinde kayganlaştırıcı veya nemlendiriciler tek başına kullanılabilir.